İngiliz Mahir Müslümanlıkta huzur buldu

Yeni Müslüman olan İngiliz Mahir: Ben çok büyük bir ailenin parçası oldum.

Yaklaşık bir yıl önce Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçen Muhammed Mahir, en büyük rüyasının bir gün Hıristiyan ve Müslümanları birlikte ibadet ederken görmek olduğunu söyledi.

Daha önce Stan Green ismini taşıyan Muhammed Mahir, herkesin Müslüman olmasını arzu ettiğini söyleyerek İslam’ın hayatını değiştirdiğini belirtti.

Gladstone Street camisinde öğlen namazını kıldıktan sonra The Evening Telegraph’a konuşan Muhammed Mahir, Müslüman olduktan beri huzuru bulduğunu ve çok mutlu olduğunu ifade etti.

46 yaşındaki Muhammed Mahir, “Hep sorularıma cevaplar arıyordum. İncil’i derinlemesine inceledim. Fakat aradığımı bulamadım. Tanrıyı gerçekten anlamak istiyordum. Fakat şimdi doğruyu buldum ve araştırma bitti. Kendimi çok iyi hissediyorum ve mutluyum.” şeklinde duygularını açıkladı.

Peterborough, Eastfiel’de yaşayan Mahir, daha önce Boongate’teki St Mary’s Kilisesi’nde ailesi ve eşi ile birlikte ibadet ediyordu. Eşi Sandra, hala aynı kiliseye devam ediyor. Müslüman olacağını Hıristiyan arkadaşlarını söylemediğini fakat çoğunun kendisini desteklediklerini söyleyen Muhammed Mahir, “Geleneksel Müslüman kıyafetleri çinde caddede camiye giderken beni ilk kez gördüklerinde bazı komşularım şok oldu. Benimle niye pijamalarla dolaşıyorsun diye alay ettiler. Fakat bu beni rahatsız etmedi.” dedi.

Müslüman olduktan beri hayatının değiştiğini söyleyen Mahir, sadece çok mutlu olmakla kalmadığını ayrıca insanların nasıl mükemmel olduklarını farkettiğini belirterek “Müslüman olmadan önce insanlarla karşılaşır ve onlar hakkında kötü yargılarda bulunurdum. Bazen birinden ne kadar çok nefret ettiğimi söylerdim. Şimdi böyle yapmıyorum. Şimdi kimseden nefret etmediğimi farkediyorum. Sadece yaptıklarından nefret ediyorum. Bu İslamın bana başlıca öğrettiklerinden biri. İnsanlara nasıl bakmak gerektiğini öğretti.” şeklinde konuştu.

Müslüman toplumdan büyük bir destek aldığını kaydeden Mahir, “Yeni bir Müslüman olarak, Müslüman kardeşlerimden aldığım destek şaşırttı. Şimdi bir çok Müslüman arkadaşım var. Onlar benim kardeşlerim kız kardeşlerim. Şimdi ben dünyada büyük bir ailenin bir parçasıyım.” dedi.

Haber Bülteni

Suudiler Mekke’yi bu hale getiriyor

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Mekke-iMükerreme’yi İslami kimliğinden arındırma planı son aşamasına geldi.Suudilerin, beton gökdelenlerle, Mekke’nin tarihi ve İslami kimliğiniyok edecek projeleri artık uygulanma aşamasında. Mekke’de altı projeyle14 milyar dolarlık bir harcama yapacak olan Suudiler, Kabe-iMuazzama’nın etrafını devasa gökdelenlerle çeviriyorlar.

Mekke’nin yapısını değiştirecek projelerden örnekler:

BU PROJELERDE NE VAR?

Otelprojeleriyle, Harem-i Şerif’in kuzey tarafı tamamen dev bloklaraayrılırken, şehri kuşatan bu otel zinciri, Kabe-i Muazzama’ya tahakkümeden bir görünüm de sergiliyor. Böylece ibadet alanı açmak içinbüyütülen Harem kısmı, otellerin hacmi karşısında bir neviküçültülerek, Mekke’nin merkezi olmaktan çıkarılıyor.

Suudiler,bu inşaatlar arasında, Cidde istikametine dört de tünel açacak. Tünelinşaatlarının üç yıl içinde bitirilmesi planlanıyor. Ayrıca Cebel-iÖmer tepesi, yeni lüks otel inşası için düzlenerek yerle bir edilecek.Cebel-i Ömer’e, 30′ar katlı 60 gökdelen inşa edilmesi planlanıyor.

OSMANLI REVAKLARINI AŞAĞIDA TUTMUŞTU

Osmanlı Devleti, Kabe-i Muazzama’nın etrafını çevirdiği revakları bile hürmeten Kabe’den daha aşağıda tutmuştu.

Suudilerise, Kabe’nin çevresini, otel plazalarla çevirmeyi önemli bir işmişgibi Müslümanlara sunuyor. Mekke Valisi Prens Halid El Faysal, şehrigeliştirmek için açıkladığı 10 yıllık stratejik planı anlatırken, şuifadeleri kullandı: “Üçüncü Dünya statüsündeki ülkemizin, gelişmişülkeler seviyesine çıkması gerekiyor.”

Çalışmalar bittiği yaniKabe-i Muazzama devasa lüks otellerle kuşatıldığı zaman, İslamDünyası’nın kalbi, tanınmaz hale sokulmuş olacak, eskiyi hatırlatan,eskiden kalan hiçbir şey kalmamış olacak.

Şu anda, artık, Mekke-i Mükerreme’de, ayakta kalabilen tek tarihi yapı, Efendimiz (s.a.s)’in doğduğu ev.

Dünya Bülteni

İslam’a hakaret Rus Müslümanları isyan ettirdi

Tatar ve Rus asıllı Müslümanlar, çocuklarına ortaokulda okutulan din kitabını ve yazarlarını mahkemeye verdi.

Privoljski eyaletin merkezi Nijniy Novgorod Müslümanları, çocuklarına zorla okutulan ‘Rusya Din Tarihi’ kitabından, yazarlarından ve hükümet yetkililerinden şikayetçi. Nijniy Novgorod Müslümanları öncelikle ‘Rusya Din Tarihi’ kitabının yazarını mahkemeye verecek. Sebebi de, bu kitapta yer alan, İslamiyet’i küçük düşürücü sözler.

Kitapta, “Allah’a ve onun Peygamber’ine ibadet edilen yerin ismi nedir?”, “İslâm anlayışına göre Allah despot bir yapıya sahiptir. O dünyayı kendi isteğine uygun olarak yaratmıştır. Alem ve insan onun elinde birer amadan başka bir şey değildir”, ‘Tarikatlar, haydut ve yağmacıların oluşturduğu bir yapıdır” sözleri.

Eyalet Müslümanları İdaresi DUMNO’nun temsilcileri, “Allah’a ve onun Peygamber’ine ibadet edilen yerin ismi nedir?” sorusunun kasıtlı olduğunu çünkü bu sorunun Hristiyanlıktaki ‘İsa, Allah’ın oğludur’ mantığını çağrıştırdığını söylüyorlar.

Yine DUMNO temsilcileri, Allah’a takılan despot kelimesinin itikaden küfür olduğunu ve çocuklarının böyle bir eğitimi almalarına rıza göstermeyeceklerini söylüyor.

Kitapta ‘Cihad’ bölümü ise iki ana başlık halinde inceleniyor. DUMNO temsilcilerine göre, kitabı yazanların, Suudi Arabistan’da yaygın olan sert, hiç de hoşgörülü olmayan İslâm anlayışını esas almaları, kendilerine hakaret. Rusya’da yaşayan Müslüman aydınların tamamının ‘hoşgörülü İslâm’a ihtiyaç olduğunu savunan temsilcilerden Dinat Muhitdinov şunları söylüyor: “Kendim siyasi bilimler dalında doktora yapmış ve seküler bir üniversitede görev yapan doçentim. 15 yıldır İslâm eğitimi vermekteyim. Bu ifadeler beni hayretlere düşürüyor. Bu zaman ayarlı bombadır. Birkaç yıl sonra asırlarca oluşmuş geleneksel yapıları imha edebilir”

Nijniy Novgorad Müslümanları, daha önce de eyalet marşı konusunda, yönetimle ters düşmüşlerdi. Müslümanlar, marşta kilise sembollerinin bulunmaması gerektiğini savunmuşlar ve isteklerinde kısmen başarılı olmuşlardı.

Nijniy Novgorad’ın ismi, SSCB zamanında ünlü yazar Maksim Gorki’nin kenti olduğu için Gorki olarak değiştirilmişti. Glasnost sonrası yine eski ismini alan şehirde altı üniversite, dört akademi, koservatuar ve beş enstitü bulunuyor. Nüfusu bir milyonu geçen Nijniy Novgorad’da 150 bini aşkın Müslüman yaşıyor. Bu Müslümanların çoğunluğu Tatar asıllı olmasına rağmen, içinde hatırı sayılır ölçüde ihtida etmiş Ruslar da bulunuyor.

‘Mâhinûr’ isimli bir İslâm medresinin faaliyet gösterdiği Nijniy Novgorad’da, Müslümanların Medine el-İslâm gazetesi, Nûru’l-İslâm bülteni gibi Rusça ve Tatarca yayın yapan basın organları da var. Şehir Müslümanları, 10 yıldan bu yana Rus kanalı NNTV’de yayınlanan “Minaret” programının da yapımcısı.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türk Telekom’dan Hacılara ‘HacKart’

Türk hacıların Hicaz’da yaşadıkları iletişim sorununa Telekom’dan özel çözüm geldi.

Türkiye’nin telekomünikasyon devi Türk Telekom, Türk Hacı adaylarına Hac ve Umre ziyaretlerinde kullanılmak üzere yeni bir hizmet sunuyor. Kontörlü telefon kartı HacKart ile Suudi Arabistan’dan Türkiye’yi aramak, ya da Suudi Arabistan içinde konuşmak en ekonomik şekilde mümkün olacak.

Telekom’dan yapılan açıklamada, “HacKart” kontörlü telefon kartı, Hacılarımıza hem Türkiye’deki yakınları ile hem de kendi aralarında en uygun ücretlerle konuşabilme imkanı sağlanacağı belirtildi.

HacKart, Suudi Arabistan Telekom şirketine ait Al Jawal GSM operatörü ve Türk Telekom işbirliğiyle geliştirildi.
Türk Telekom güvencesi altında konuşma imkanı sağlayan HacKart uygulaması ile, Türk Hacı ve Umre ziyaretçilerine Suudi Arabistan’da kullanılmak üzere Suudi Telekom GSM operatörü Al-Jawal firmasına ait ön ödemeli (kontörlü) kartlar sağlanacak. Hizmetten yararlanmak isteyen Hacılarımıza teslim edilecek olan bu kartlar içinde 40 kontör bulunacak ve Suudi Arabistan’a gittiklerinde kullanıma açılacak.

İlk başta verilen kontör miktarı bitince Suudi Arabistan’daki Al-Jawal bayilerinden ilave kontör satın alınabilecek. Kontör yükleme işlemi ise Türkçe menüler ile sağlanacak.

HacKart sahipleri, Suudi Arabistan’da iki ve Türkiye’de belirleyecekleri bir numara ile yüzde 25 indirimli konuşabilecekler ve diğer GSM operatörleri ile karşılaştırıldığında ise yüzde 94′e varan indirimli fiyatlarla konuşma imkânına kavuşacaklar.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Amerikalı Müslümanlar önyargıları kırmak istiyor

Potansiyel düşman olarak gösterilmeye çalışılan Amerikalı Müslümanlar kendilerini iyi birer insan olduklarını ispat etmek zorunda hissediyor.

ABD’de 11 terör saldırılarından sonra Müslümanlar, haklarında yayılan ön yargıları kırmak amacıyla kendilerini komşularına ve çevrelerine tanıtmak ve iyi insanlar olduklarını kanıtlamak zorunda olduklarını hissediyorlar.

Ohio eyaletinin Dublin şehrinde Ramazan Bayramı’nın ilk günü Müslümanlar Nur İslam Kültür Merkezi’nde sabah düzenlenen etkinliğe katıldı.

Komşularını kapılarını tıklatıp ve kendisini tanıtmak zorunda olduğunu hissettiğini söyleyen Dina Abdülkerim, komşuları ile konuştuğunu ve onlara Müslümanların gerçekte nasıl olduklarını anlatmaya çalıştığını söyledi.

Dina Abdülkerim, “İyi insanlar olduğumuzu ispat etmek zorundayız. Bu adil değil. Fakat bu bir Amerikan Müslümanının gerçeği. Bir çok insan Müslümanları radikal ve şiddet yanlısı olarak görüyor.” dedi.

Dina Abdülkerim ve kocası Muhannad Hammaş ve iki yaşındaki kızları Sarah, Ramazan Bayramı’nın birinci günü Nur İslam Kültür Merkezi’ndeki bayramlaşmaya katıldı.

İslam merkezinde erkekler ve kadınlar kendilerine ayrılan bölümlerde cemaatle namaz kıldı. Üç yıl önce Müslüman olan Rob Engel, Ramazan ayı için “İnancımızı güçlendiren bir çeşit itici roket gibi.” şeklinde konuştu.

İslam Merkezi’nde bir konuşma yapan John Kashubeck, Müslüman ve Amerikalı olmanın birbiri ile uyumlu kimler olduğunu söyleyerek Amerikan Anayasası’nın başlangıç kaidelerinin Kur’an-ı Kerim’de bulunduğuna dikkat çekti.

Müslümanlar hakkındaki olumsuz önyargılara işaret eden Kashubeck, “Obsession: Radical Islam’s War Against the West” (Saplantı: Radikal İslam’ın Batıya Karşı Savaşı) adlı DVD’nin son günlerde dağıtılarak bütün Müslümanlar hakkında korku yayılmasını kınadı.

Bir Amerikalı Yahudi’nin liderliğindeki Clarion Fund adlı bir kuruluş tarafından üretilen video filmde Müslümanların Batı Medeniyeti’ne karşı savaş başlattığı iddia edilerek İslamofobiya yayılmak isteniyor.

Komşuları ve iş arkadaşlarına İslam’ı doğru bir şekilde anlatma çağrısında bulunan Kashubeck, “Bir şekilde Müslüman olduğunuzu bilmelerini sağlayın. Sonra iyi karakter ve iyi özelliklerinizi sergileyin.” dedi.

Kaynak: Ajanslar

İngiltere polisi Müslüman siteleri takibe aldı

İngiltere polisi, Müslüman gençleri ve bunları etkisi altına alabilecek İslami internet sitelerini yakın takibe aldı.

Müslüman gençlerin şiddet olaylarına yönlendirilmesini engellemek isteyen İngiltere polisi, Müslüman internet sitelerini yakın takibe almak için özel birimler kurdu.

İngiltere güvenlik ajansları İslamcı oldukları ileri sürülen internet sitelerinde Müslüman gençlerin terör saldırılarına yönlendirilmesini engellemek amacı ile çalışmalara başladı.

The Independent gazetesinin bildirdiğine göre, İngiltere hükümet yetkilileri, Müslüman siteleri izlemek isteyen gruplara hükümetin materyal desteğinde bulunduğunu söylediler. İnternet sitelerine yönelik yeni mücadele sisteminin terör tehdidi “şiddetin şiddeti”ne geldiğinde yürürlüğe girdiği belirtildi.

Güvenlik ve Karşı Terörizm Ofisi (OSCT) El Kaide ve taraftarlarına karşı operasyonlara koordine etmek amacı ile yenilerde kuruldu. Başlıca görevi, terörist ağlarına karşı önceden eyleme geçmek ve İngiltere’deki Müslüman toplumunu yakından izlemek.

OSCT yetkililerine göre, en çok Hıristiyanlıktan Müslüman olan İngilizlerin faaliyetlerinden çekiniliyor. Çünkü bunların şüpheli gruplar içinde izleri bulunmuyor. Yalnız eylemciler saldırılarla ile bilgileri İnternetten alıyorlar.

Hükümetten bir güvenlik yetkilisi, “Eskiden olay meydana geldikten sonra araştırmaya odaklanılırdı. Şu anda kimlerin terör olayların çekilme riski altında olduğunu belirleme ve buna karşılık verme amacındayız.” dedi.

İngiltere İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan OSCT’nin İngiltere’de dört merkezi bulunuyor. Yakında kurulacak beşinci merkezde ise yerel Müslüman gruplara iş verilecek. Ekiplerin görevi Müslüman gençleri etkileyebilecek Internetteki yayınları izlemek.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Müslüman kadın akadamisyenler harekete geçti

Televizyonların sunduğu içeriklerin değerleri yok etmeye yönelik olması bir grup Müslüman kadın akademisyeni harekete geçirdi.

İslam dünyası, uydu antenleri sayesinde evlerine giren yabancı yayınların, geleneksel değerler üzerindeki olumsuz etkilerini tartışıyor. Özellikle son dönemlerde Arap dünyasında popüler olan bazı Türk dizilerinin de, bu çerçevede eleştiri topladığı biliniyor. Suudi Arabistan’da bir grup Müslüman kadın akademisyen, bir sivil toplum örgütü oluşturarak, ağırlıklı cinsellik içeren ve aile değerlerini zedelediği düşünülen programlara yer verilmemesi için uydudan yayın yapan şirket yöneticilerine çağrıda bulundu.

BBC Arap Dünyası Uzmanı Magdi Abdelhadi’nin haberine göre, “Medyada İffeti Destekleme Derneği” adlı kuruluş, Suudi Arabistanlı 15 kadın akademisyen tarafından oluşturuldu. Dernek, uydu kanallarının Arap toplumlarına olumlu ve olumsuz etkileri arasında bir denge oluşturulmasını sağlamaya çalışıyor.

İnternet sitelerindeki duyuruda, uydu kanallarının Arap izleyicilere dünya ile ilgili olarak eskiye kıyasla çok daha fazla seçenek ve bilgi sunduğunu belirtiyorlar. Ancak son yıllarda, aşırı cinsellik içeren yayınların sayısında ciddi bir artış olduğuna işaret ediliyor.

Bundan böyle, cinselliği ön plana çıkaran dizilere hoşgörü gösterilmeyeceğinin altını çizen dernek, bunların yayınlanmasını engellemek için tüm yasal yolları kullanacaklarını duyuruyor.

Grup ifade özgürlüğüne saygılı olduklarını da hatırlatıyor, ancak bu özgürlüğü kullananların geleneksel aile değerlerine saygılı olması gerektiğini vurguluyor.

Tartışma sadece Suudi Arabistan’da değil. Diğer Arap ülkelerinden de, uydu kanallarındaki cinsellik içerikli görüntülere tepki yükseliyor.

Suudi başyargıcın uydu kanalları yöneticilerine ölüm cezası çağrısı olumlu kamuoyu tarafından olumlu karşılansa da uydu yayınarında bir değişiklik görülmüş değil.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Ürdün’de camiye “İsa Mesih” adı verildi

Dinlerarası diyalog adına, Ürdün’de yapılan bir camiye İsa Mesih Camii ismi verildi.

Amman’ın 30 kilometre güneyindeki Madaba’da bulunan camiiye bu ismin verilmesi Hristiyan liderlerle dinlerarası diyalog konusunda faal olan Müslüman liderler tarafından memnuniyetle karşılandığı iddia edildi.

Camiin imamı Bilal Hanini, bunun Hazreti İsa’nın Müslümanlar tarafından da peygamber olarak kabul edildiğine dair bir mesaj olacağını ve İslam’ın hoşgörüsünü göstereceğini ifade etti. Hanini ve diğer din adamları Ürdün’de Hristiyanlarla Müslümanların barış içinde birarada yaşadığını dile getirdi.

Madaba’da nüfusun yüzde 10′u Hristiyan. Keza ülkede Hristiyan nüfus 5,5 milyonluk nüfusun yüzde 5′i. Cami duvarlarına da Kur’an-ı Kerim’den Hazreti İsa ve Hazreti Meryem’le ilgili ayetler yazıldı.

İsa Mesih Camii Madaba’daki Müslüman El Uteybi ailesi tarafından inşa edildi. Aile, Hristiyanlarla iyi ilişkiler kurulmasına dair yoğun faaliyetleriyle tanınıyor. Mervan El Uteybi, camiye bu ismi vererek İslam’ın hoşgörü dini olduğunu dünyaya göstermek istediklerini söyledi.

Camiye İsa Mesih isminin verilmesi ülkedeki Hristiyan topluluk tarafından sevinçle karşılandı. Camiye bu ismin verilmesi Ürdün İslam İşleri Bakanlığı tarafından da onaylandı.

Kaynak: Ajanslar

İl il bayram namazı saatleri

Ramazan Bayramı namazı, Ankara’da 07.25′de, İstanbul’da 07.41′de, İzmir’de 07.46′da, Hakkari’de ise 06.39′da kılınacak.

Diyanet İşleri Başkanlığından alınan bilgiye göre, illerdeki bayram namazı saatleri şöyle:

ŞEHİR ŞEHİR BAYRAM NAMAZI VAKİTLERİ
Adana: 07.13
Adıyaman: 07.01
Afyonkarahisar: 07.33
Ağrı: 06.43
Aksaray: 07.19
Amasya: 07.13
Ankara: 07.25
Antalya: 07.31
Ardahan: 6.46
Artvin: 06.50
Aydın: 07.43
Balıkesir: 07.44
Bartın: 07.28
Batman: 06.50
Bayburt: 06.55
Bilecik: 07.36
Bingöl: 06.53
Bitlis: 06.46
Bolu: 07.30
Burdur: 07.33
Bursa: 07.40
Çanakkale: 07.50
Çankırı: 07.22
Çorum: 07.17
Denizli: 07.38
Diyarbakır: 06.54
Düzce: 07.32
Edirne: 07.51
Elazığ: 06.58
Erzincan: 06.58
Erzurum: 06.51
Eskişehir: 07.34
Gaziantep: 07.04
Giresun: 07.03
Gümüşhane: 06.59
Hakkari: 06.39
Hatay: 07.09
Iğdır: 06.40
Isparta: 07.32
İstanbul: 07.41
İzmir: 07.46
Kahramanmaraş: 07.07
Karabük: 07.26
Karaman: 07.21
Kars: 06.44
Kastamonu: 07.22
Kayseri: 07.13
Kilis: 07.05
Kırıkkale: 07.22
Kırklareli: 07.48
Kırşehir: 07.19
Kocaeli: 07.37
Konya: 07.24
Kütahya: 07.36
Malatya: 07.02
Manisa: 07.45
Mardin: 06.51
Mersin: 07.15
Muğla: 07.41
Muş: 06.49
Nevşehir: 07.16
Niğde: 07.16
Ordu: 07.05
Osmaniye: 07.09
Rize: 06.55
Sakarya: 07.35
Samsun: 07.12
Siirt: 06.47
Sinop: 07.17
Sivas: 07.08
Şanlıurfa: 06.59
Şırnak: 06.44
Tekirdağ: 07.47
Tokat: 07.10
Trabzon: 06.58
Tunceli: 06.57
Uşak: 07.37
Van: 06.42
Yalova: 07.39
Yozgat: 07.17
Zonguldak: 07.30.

-YURT DIŞINDA NAMAZ SAATLERİ (yerel saatle)-

Lefkoşa: 07.19
Bakü: 08.17
Nahcivan: 08.34
Bişkek: 06.40
Taşkent: 07.00
Duşanbe: 07.00
Almatı: 07.31
Aşkabat: 07.41
Tiran: 07.18
Atina: 08.00
Dedeağaç: 07.53
Gümülcine: 07.55
İskeçe: 07.57
Selanik: 08.05
Saraybosna: 07.25
Mostar: 07.27
Sofya: 08.05
Üsküp: 07.12
Bükreş: 07.55
Köstence: 07.45
Belgrad: 07.18
Priştina: 07.13.
Amsterdam: 08.28
Brüksel: 08.29
Helsinki: 08.21
Paris: 08.34
Strasbourg: 08.13
Stockholm: 07.47
Londra: 07.47
Cenevre: 08.17
Berlin: 07.55
Dortmund: 08.17
Dusseldorf: 08.19
Frankfurt: 08.11
Hamburg: 08.10
Köln: 08.19
Stutgart: 08.07:
Washington: 07.43
New York: 07.32
Atlanta: 08.09
Boston: 07.22
Chicago: 07.28
Detroit: 08.10
Los Angeles: 07.25
Miami: 07.49
Montreal: 07.35
Toronto: 07.56
Sydney: 06.12
Melbourne: 06.37
aa

Papazı ağlatan soru

İtalyan kız Elisa, gördüğü ilginç bir rüya sonrası 3.5 yıl önce İslam’a girmiş.

“Papaz sorularımı dinledikten sonra sessiz bir şekilde ağlamaya başladı. Bana “Ben de yıllardır teslis konusunda şüpheler taşıyorum. Bence doğru yoldasın, İslam’ı araştırmaya devam et” dedi.”

Adem Özköse / Şam / Gerçek Hayat

İtalya’nın Katolika Şehrinde doğan İtalyan Kız Elisa, felsefeye duyduğu merak nedeniyle üniversite yıllarında “Gerçek nedir?” sorusunun izini sürmeye başlamış. İçinde enteresan olayları barındıran bu süreç, Mısır’da gördüğü ilginç bir rüyanın ardından Elisa Hanım`ın 3.5 yıl önce İslam’a girmesiyle sonuçlanmış. Şu an Şam’da Arapça eğitimi alan Elisa Hanım artık Rahme ismini kullanıyor. Rahme Hanım bugünlerde son derece mutlu. Mutluluğunun sebebi ise annesinin de tıpkı kendisi gibi, kısa bir süre önce Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olması. Biz de Rahme Hanım’ın sevgili annesine İslam Ailesi’ne “hoş geldiniz” diyoruz. Rahme Hanım’ın İslam’ın erkeğe tanıdığı 4 eşlilik hakkı, İslam’da kadının yeri ve Avrupa’da yaşayan Müslümanların durumları hakkında yaptığı tespitler son derece ilginç.

-Müslüman olmadan önce her hangi bir dine ilginiz var mıydı? Kendinizi ne olarak hissediyordunuz?

Lise son sınıfa kadar dinlere karşı pek fazla ilgim yoktu. Çünkü gerçeğin peşine düşmemiştim. Lise son sınıfta düşünce akımlarıyla ve dinlerle ilgilenmeye başladım. Felsefeye olan bu ilgim nedeniyle Verona Üniversite’sine kaydolarak felsefe okumaya ve gerçeği araştırmaya başladım. İlk olarak felsefe tarihini oluşturan düşünce akımları üzerine yoğun şekilde okumalar yaptım. Daha sonra ise İncil okumaya başladım, ayrıca haftada 2 veya 3 gün kiliseye gidip papazların vaazlarına katılırdım. İncil bana felsefe tarihindeki düşünce akımlarından çok daha etkili geldi ve iyi bir Hıristiyan olmaya karar verdim.

-İncil’in neyinden etkileniyordunuz? Birkaç örnek verebilir misiniz?

-İncil’de beni en çok etkileyen bölümler Hz. Meryem ve Davut Peygamberin kıssalarının olduğu bölümlerdi. Ayrıca Allah’ın var olduğuna dair delillerden de çok etkileniyordum. O dönem İncil’e gerçekten inanıyordum ve İncil okumak bana huzur veriyordu.

- Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili neler biliyordunuz?

Üniversite 2. sınıfta okurken dinler tarihi dersimize İslam Ülkeleri’nin birçoğunu gezen bir hocamız giriyordu. Hocamız hiçbir dine inanmıyordu, fakat bize gezdiği ülkelerdeki gözlemlerini anlatıyordu. İslam Ülkelerini ziyaret ettiğinde iki şey hocamızı çok etkilermiş. İlki ezan sesi, diğeri de Ramazan Ayın’da birçok insanın aynı anda oruç tutması. Ezan sesi hocamıza büyük bir heyecan veriyormuş ve ezan sesini duymaya başladığı andan itibaren kalbinin huzur bulduğunu hissediyormuş. İslam’la ilgili duyduğum olumlu bilgiler sadece bunlardan ibaretti. Fakat sürekli olarak İtalyan Medyası’nın İslam hakkında yaptığı olumsuz haberleri takip ediyordum. İtalyan Medyası, İslam’ı kadınları ezen bir terör ve cehalet dini olarak göstermeye çalışyordu.

-İtalyan Medyası’nın İslam hakkında yaptığı bu olumsuz yayınlara rağmen İslam’a ilgi duymaya nasıl başladınız?

İslam’a üniversitenin 2. sınıfında ilgi duymaya başladım. Okuldaki bir hocamız benden Musevilik hakkında bir ödev hazırlamamı istedi. Bu ödevi hazırlarken annemin kütüphanesindeki Kur-an dikkatimi çekti. Kur-an’ın Musevilik’ten nasıl bahsettiğini merak ettim ve ödevimi hazırlarken Kur-an’dan da yararlanabileceğimi düşündüm. Kur-an’dan birkaç bölüm okudum ve Kur-an bana ilginç gelmeye başladı. Kur-an’ı ilk okuduğumda bazı bölümlerinin İncil’e çok benzediğini fark ettim. Fakat Kur-an’ın insan ve hayat hakkındaki tespitleri bana İncil’den daha gerçekçi geldi. Kur-an’daki kıyamet hakkındaki ayetler de beni çok etkiledi.

-İslam’a ilgi duymaya başlamanızdaki temel etken Kur-an mı oldu?

Hayır. İslam’a ilgi göstermeye Mısırlı bir aileyle tanıştıktan sonra başladım. Mısırlı Meryem isminde bir arkadaşım vardı. Meryem’i çok seviyordum ve Meryem’in babası İmad da zaman zaman bize İslam’dan bahsediyordu. Meryem’in babasının İslam hakkında anlattıkları beni çok etkiliyordu. Ayrıca Meryem’in evindeki huzurlu ortamı da seviyordum. Meryem’in ailesini gözlemleyip babasının İslam hakkında söylediklerini dinledikten sonra İslam hakkında güzel duygular hissetmeye başladım.

“MISIRLI AİLE’DEN ÇOK ETKİLENDİM”

-Meryem’in babası size İslam hakkında neler anlatıyordu? Bunları bizimle paylaşır mısınız?

Özellikle ahlak üzerinde duruyordu. İnsanın hayatında doğruların ve yanlışların olması gerektiğini ve İslam’ın insanlara sunduğu ahlaki kuralların tamamının doğruları temsil ettiğini söylüyordu. Ayrıca insanın ahlakını arttırdığı sürece iyi bir insan olabileceğinden ve insanın sürekli olarak ahlakını güzelleştirmesi gerektiğinden bahsediyordu. Ayrıca Meryem’in Ailesi’ndeki bütün fertlerin kişilikleri de beni çok etkiliyordu. Karakterleri çok güçlüydü ve hayattan hiçbir şekilde korkmuyorlardı. Bunun sebebi de İslam’a olan güvenleri ve Allah’a olan imanlarıydı. Birbirlerine karşı çok nazik davranıyorlardı ve birbirlerine çok değer veriyorlardı. Sürekli olarak Allah’ı hatırlıyorlardı. Arabaya binecekleri zaman, yemeğe başlayacakları zaman besmele çekiyorlardı. Meryem’in Ailesi tanıdığım İtalyan Ailelere göre çok daha güvenli bir aileydi. İtalyan Aileler genelde problemlidir ve aile içinde sürekli bir rekabet vardır. Fakat Meryem’in ailesinde böyle bir rekabet yoktu ve herkes birbirine yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu bana çok ilginç geldi. Meryem’in ailesi İtalya’da göçmen olmaları nedeniyle birçok problem yaşıyordu. Her türlü soruna rağmen mutlu olmasını başarıyorlardı. Ben de bu aileyle birlikteyken çok mutlu oluyordum. Bu dönemler İslam’a sevgi duyuyordum; fakat hiçbir zaman Müslüman olacağım aklıma gelmezdi. Daha sonra Meryem’le camiye gitmeye başladık. Camide Şeyh Emin ile tanıştım.

-Şeyh Emin ile tanışmanız bu süreçte sizi nasıl etkiledi.

Şeyh Emin yeni bir peygamber geldiğini fakat Hıristiyanların bu yeni peygambere iman etmediklerini söylüyordu. Zihnim iyice karışmıştı. Bu süreç benim için gerçekten çok zorlu bir süreçti. Ne yapacağıma karar veremiyordum ve zihnimde İslam ve Hıristiyanlık hakkında birçok soru geziniyordu. Şeyh Emin’in anlattıkları çok mantıklı şeylerdi; fakat Hıristiyanlığı terk etmek, Hıristiyanlık hakkında şüpheye kapılmak beni son derece üzüyordu. İlk olarak bir papaza gidip Şeyh Emin ile tanıştıktan sonra Hıristiyanlıkla ilgili kendi kendime cevaplayamadığım soruları sordum.

-Neydi bu sorular?

Teslis inancı iyice kafamı karıştırmıştı. Katolikler Hz. İsa’nın hem Tanrı olduğuna, hem de Tanrının Oğlu olduğuna inanıyorlar. Bu nasıl olabilirdi? Hıristiyanlar İsa Mesih’in insanların günahlarına kefaret olması için öldüğüne inanıyorlar. Bu inanışı da sorgulamaya başladım.

-Ziyaretine gittiğiniz papaz sorularınıza nasıl cevaplar verdi?

Bu konuları fazla karıştırmamam gerektiğini, İsa Mesih’e inanmaya devam edersem mutlu olacağımı söyledi. Bu papazın dışında üç papazı daha ziyaret ettim. Onlardan başta teslis olmak üzere Hıristiyanlıktan şüphe duymama neden olan sorularımı cevaplamalarını istedim. En son ziyaret ettiğim papaz sorularımı dinledikten sonra sessiz bir şekilde ağlamaya başladı. Kendisine niye ağladığını sorduğumda cevap olarak “Ben de yıllardır teslis konusunda şüpheler taşıyorum. Bu soruya bir türlü cevap bulamadım. Bence doğru yoldasın, İslam’ı araştırmaya devam et” dedi. Papazın bu cevabı beni çok şaşırttı ve son ziyaretimden sonra Allah’ın tek olduğuna kesin olarak inanmaya başladım. Bu süreçte gerçeğin peşine düştüm ve sabah akşam İslam hakkında kitaplar okudum. Kur-an’ı ve İncil’i yanımdan ayırmıyordum, sürekli olarak İncil’le Kur-an arasında kıyaslamalar yapıyordum. Belli bir süre sonra İslam’ı daha iyi tanımak için bir İslam Ülkesi’ne gitmeye karar verdim ve 3.5 yıl önce Mısır’a yaptığım gezi sırasında Müslüman olmaya karar verdim.

“KIBLEYE YÖNELİRSEN GERÇEĞİ BULACAKSIN”

- Bu kararı nasıl aldınız? Mısır’da başınızdan neler geçti?

Nil Kenarı’nda gezerken ilk defa ezan sesini duydum. Ezan’da neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamız gibi beni de çok etkilemişti. O an, içimden Allah’a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah’a secde ettim. Daha sonra otele dönüp ağlayarak Allah’a bana doğru yolu göstermesi için dua ettim. Duadan sonra uyumaya başladım ve ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda çok kötü bir yerdeydim ve oradan kurtulmak istiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir anda güzel bir yere geçtim. Bu güzel yerde bir ses bana; “kıbleye yönelirsen huzura kavuşacaksın ve gerçeği bulacaksın ” dedi. Ben de rüyada kıbleyi aramaya başladım. Kıbleyi ararken uyandım, bu rüyayı gördükten sonra kesin olarak Müslüman olmaya karar verdim ve bir camiye gidip Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldum.

-Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili kabullenemediğiniz hiçbir şey olmadı mı? Mesela Batı Kültürü’nün içinde yetişen bir bayan olarak İslam’ın erkeğe verdiği 4 evlilik hakkını kendinize nasıl izah ettiniz?

İslam, bir erkeğin birden fazla evlilik yapmasına izin veriyor, fakat bunu bazı şartlara bağlıyor. İslam, birden fazla evlilik yapacak erkeklere eşler arasında adaleti sağlama şartını öne sürüyor; bu da bir erkek için yerine getirilmesi çok zor bir şart. Ben, gerçek anlamda Allah’tan korkan bir erkeğin eşler arasında adaleti sağlayamama kaygısı taşıyacağını, bundan dolayı da birden fazla evlilik yapmayacağını düşünüyorum. Çünkü İslam’a göre eşler arasında adaletsizlik yapmak büyük bir günah olarak görülüyor. Batı da bir kadın birçok erkekle, bir erkek de birçok kadınla birlikte olabilir. Fakat İslam, cinsel hayatı da evlilik vasıtasıyla bir düzene sokuyor.

-Müslüman olmanız aileniz ve çevreniz tarafından nasıl karşılandı?

Müslüman olduktan sonra özellikle babamla birçok sorun yaşadım. Babam örtünmeye başladığım ilk zamanlarda başörtümden nefret ediyordu ve bu nedenle eve ancak başörtümü çıkardıktan sonra girebiliyordum. Fakat babam zamanla Müslüman olmamı kabullendi. Şu an dini inancıma ve başörtülü olmama son derece saygı duyuyor. Annem ise ben Müslüman olduktan sonra İslam’a ilgi duymaya ve İslam hakkında araştırmalar yapmaya başladı. Kısa bir zaman önce de İslam’a girme kararı alıp O da benim gibi Müslüman oldu. Annemin Müslüman olmasına gerçekten çok sevindim, şimdi annemle birlikte babamın Müslüman olmasını bekliyoruz. Babam da som zamanlarda İslam’la ilgileniyor ve zamanının birçoğunu Kur-an okuyarak geçiriyor.

-Batılı Feminist çevreler sıkça İslam’ın kadını ezdiğini dillendiriyorlar. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce İslam kadına nasıl yaklaşıyor?

İslam’ın kadın anlayışı bana göre son derece nazik ve kadını koruyan bir yaklaşımdır. Avrupa’da kadın özgür gibi gözükür; fakat asla özgür değildir. Erkekler kadınlara pek fazla değer vermezler ve kadınlara karşı olması gereken saygı ve nezaketi göstermezler. İslam, kadının bütün yaşamını koruma altına alıyor. Babam 18 yaşıma ulaştığımda bana; “Artık sana bakmayacağım, kendine iş bul ve evden ayrıl ” demişti. İtalya’da hep böyledir. Fakat Müslüman Aileler çocuklarına asla bu şekilde davranmazlar. Mesela Meryem’in anne ve babası maddi sorunlar yaşamalarına rağmen çocuklarına çalışma zorunluluğu getirmiyorlardı. İslam’a göre kadın evli değilse babası ona bakmak zorundadır; eğer evliyse bu sefer de eşi kadının geçimini sağlamakla sorumludur. Kadına karşı bu denli güçlü bir koruma ne Avrupa’da ne de Amerika’da var.

-Örtünmeye nasıl karar verdiniz?

Meryem’in babası İmad sık sık İslam’a göre bir kadının altın gibi değerli olduğunu ve altın kıymetinde olan bir kadının mutlaka korunması gerektiğini söylüyordu. İmad’ın bu sözü bana zamanla çok mantıklı geldi ve örtünmeye karar verdim.

“MÜSLÜMAN OLAN İTALYAN ÇOCUK”

-Siz aynı zamanda bir yazarsınız? Sonradan İslam’a giren İtalyanlarla telefon vasıtasıyla yaptığınız röportajları bir araya topladığınız kitabınız özellikle dikkatimi çekti. Böyle bir kitap hazırlamaya niçin karar verdiniz? Ayrıca İslam’a giriş öyküsünü yazdığınız İtalyanlar arasından hangisinin yaşadıkları size daha ilginç geldi?

Bu kitabı hazırlamaya Pakistanlı bir arkadaşımın teşvikiyle başladım. Pakistanlı arkadaşım İslam’a giriş hikayelerini okuyan birçok insanın bu hikayelerden etkilenerek Müslüman olmaya karar verdiğini, ayrıca doğuştan Müslüman olan kişilerin de bu hikayelerden büyük dersler aldıklarını söyledi. Ben de bunun üzerine sonradan Müslüman olan 26 İtalyan’la telefonla röportajlar yaparak, onların hikayelerini kitaplaştırdım. Avrupa’da İslam’a olan yoğun ilgi nedeniyle de kitabıma “İslam’ın Dönüşü” ismini verdim. Kitabım İtalya’da büyük ilgi gördü ve hatta bazı insanların İslam’a girmesine vesile oldu. Görüştüklerim arasında özellikle 13 yaşındaki İtalyan bir kızın daha çocuk denilebilecek bir yaşta İslam’a girmesi beni çok etkilemişti.

-Bu İtalyan Kız Müslüman olmaya nasıl karar vermiş?

Öğretmeni ona İslam ve İslam Ülkeleri hakkında bir ödev vermiş. O da bu ödevi hazırladığı sırada İslam hakkında okuduğu yazılardan etkilenerek Müslüman olmaya karar vermiş. Kızın ismi Hatice’ydi. Hatice 14 yaşına geldiğinde de örtünmüş. Hatice ile görüştüğümde çok güçlü bir karaktere sahip olduğunu hissettim. Ona “bu gücü nereden alıyorsun” diye sorduğumda bana “İslam’dan alıyorum, bağlı olduğum din bana büyük bir güç veriyor” diye cevap verdi.

“MÜSLÜMAN’IN ÖZGÜVENİ OLMALI”

-Sonradan İslam’a girenlerle yaptığım röportajlarda bir çoğu Müslümanları tanıdıktan sonra uğradıkları hayal kırıklıklarından bahsetti. Aynı hayal kırıklıklarını siz de yaşadınız mı?

Evet. İnsanların namaz kılmadıkları, örtünmedikleri, yalan konuştukları ve sözlerinde durmadıkları halde Müslüman olduklarını söylemeleri beni çok şaşırtıyor. İslam Ülkeleri’nden gelip Avrupa’ya yerleşen Müslümanlar Batılılarla bir arada yaşayabilmek için İslam’ın birçok emrini yerine getirmiyorlar ve İslam’dan utanırmış gibi davranıyorlar. Oysa bizler Müslüman olduğumuz için büyük bir özgüvene sahip olmalıyız ve Avrupalılara “En bilgili olan Allah’tır ve yaratıcımız insanlar gerçeğe bağlı kalarak yaşasınlar diye Hz. Muhammed vasıtasıyla İslam’ı gönderdi. Bu nedenle en doğru olan emir ve kanunlar İslam’ın kanunlarıdır” diyebilmeliyiz. Bir Müslüman ne olursa olsun İslam’ın emirleri ile ilgili doğruları söylemekten asla korkmamalı.

-İtalya’da İslam’a olan ilgi hangi boyutlarda?

İtalyanların geneli Müslümanlardan korkuyor. Bunun nedeni ise televizyon ve gazeteler. İtalyan Medyası sürekli olarak İslam’ı kötü göstermeye çalışıyor. İtalya’da İslam’a her tülü saldırı serbesttir; fakat Yahudilikle ilgili olumsuz bir haber yaptığınızda hemen cezalandırılırsınız. Medyanın İslam’a yönelik yoğun saldırılarına rağmen özellikle İtalyan Gençler arasında İslam gün geçtikçe daha da yayılıyor. Örneğin benim doğduğum ilçe nüfusu az olan küçük bir yer; fakat sadece bu ilçede son 2 yıl içinde 100 bayan ve 23 erkek İslam’a girdi.

Time Turk

« Daha eski yazılar

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.