Ekim 7, 2008 6:05 pm (Dini Haber)
Tags: Dini Haber, hristiyan müslüman oldu, ingiliz mahir, ingiliz müslüman oldu, Müslüman oldu

Yeni Müslüman olan İngiliz Mahir: Ben çok büyük bir ailenin parçası oldum.
Yaklaşık bir yıl önce Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçen Muhammed Mahir, en büyük rüyasının bir gün Hıristiyan ve Müslümanları birlikte ibadet ederken görmek olduğunu söyledi.
Daha önce Stan Green ismini taşıyan Muhammed Mahir, herkesin Müslüman olmasını arzu ettiğini söyleyerek İslam’ın hayatını değiştirdiğini belirtti.
Gladstone Street camisinde öğlen namazını kıldıktan sonra The Evening Telegraph’a konuşan Muhammed Mahir, Müslüman olduktan beri huzuru bulduğunu ve çok mutlu olduğunu ifade etti.
46 yaşındaki Muhammed Mahir, “Hep sorularıma cevaplar arıyordum. İncil’i derinlemesine inceledim. Fakat aradığımı bulamadım. Tanrıyı gerçekten anlamak istiyordum. Fakat şimdi doğruyu buldum ve araştırma bitti. Kendimi çok iyi hissediyorum ve mutluyum.” şeklinde duygularını açıkladı.
Peterborough, Eastfiel’de yaşayan Mahir, daha önce Boongate’teki St Mary’s Kilisesi’nde ailesi ve eşi ile birlikte ibadet ediyordu. Eşi Sandra, hala aynı kiliseye devam ediyor. Müslüman olacağını Hıristiyan arkadaşlarını söylemediğini fakat çoğunun kendisini desteklediklerini söyleyen Muhammed Mahir, “Geleneksel Müslüman kıyafetleri çinde caddede camiye giderken beni ilk kez gördüklerinde bazı komşularım şok oldu. Benimle niye pijamalarla dolaşıyorsun diye alay ettiler. Fakat bu beni rahatsız etmedi.” dedi.
Müslüman olduktan beri hayatının değiştiğini söyleyen Mahir, sadece çok mutlu olmakla kalmadığını ayrıca insanların nasıl mükemmel olduklarını farkettiğini belirterek “Müslüman olmadan önce insanlarla karşılaşır ve onlar hakkında kötü yargılarda bulunurdum. Bazen birinden ne kadar çok nefret ettiğimi söylerdim. Şimdi böyle yapmıyorum. Şimdi kimseden nefret etmediğimi farkediyorum. Sadece yaptıklarından nefret ediyorum. Bu İslamın bana başlıca öğrettiklerinden biri. İnsanlara nasıl bakmak gerektiğini öğretti.” şeklinde konuştu.
Müslüman toplumdan büyük bir destek aldığını kaydeden Mahir, “Yeni bir Müslüman olarak, Müslüman kardeşlerimden aldığım destek şaşırttı. Şimdi bir çok Müslüman arkadaşım var. Onlar benim kardeşlerim kız kardeşlerim. Şimdi ben dünyada büyük bir ailenin bir parçasıyım.” dedi.
Haber Bülteni
Yorum yapın
Ekim 7, 2008 5:58 pm (Dini Haber)
Tags: Dini Haber, islami kimlikten arınma, kabe-i muazzama, mekke, mekke gökdelenler, mekke projesi, mekke yokediliyor, mekkenin yeni yüzü, suudi

Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Mekke-iMükerreme’yi İslami kimliğinden arındırma planı son aşamasına geldi.Suudilerin, beton gökdelenlerle, Mekke’nin tarihi ve İslami kimliğiniyok edecek projeleri artık uygulanma aşamasında. Mekke’de altı projeyle14 milyar dolarlık bir harcama yapacak olan Suudiler, Kabe-iMuazzama’nın etrafını devasa gökdelenlerle çeviriyorlar.
Mekke’nin yapısını değiştirecek projelerden örnekler:

BU PROJELERDE NE VAR?
Otelprojeleriyle, Harem-i Şerif’in kuzey tarafı tamamen dev bloklaraayrılırken, şehri kuşatan bu otel zinciri, Kabe-i Muazzama’ya tahakkümeden bir görünüm de sergiliyor. Böylece ibadet alanı açmak içinbüyütülen Harem kısmı, otellerin hacmi karşısında bir neviküçültülerek, Mekke’nin merkezi olmaktan çıkarılıyor.

Suudiler,bu inşaatlar arasında, Cidde istikametine dört de tünel açacak. Tünelinşaatlarının üç yıl içinde bitirilmesi planlanıyor. Ayrıca Cebel-iÖmer tepesi, yeni lüks otel inşası için düzlenerek yerle bir edilecek.Cebel-i Ömer’e, 30′ar katlı 60 gökdelen inşa edilmesi planlanıyor.
OSMANLI REVAKLARINI AŞAĞIDA TUTMUŞTU
Osmanlı Devleti, Kabe-i Muazzama’nın etrafını çevirdiği revakları bile hürmeten Kabe’den daha aşağıda tutmuştu.
Suudilerise, Kabe’nin çevresini, otel plazalarla çevirmeyi önemli bir işmişgibi Müslümanlara sunuyor. Mekke Valisi Prens Halid El Faysal, şehrigeliştirmek için açıkladığı 10 yıllık stratejik planı anlatırken, şuifadeleri kullandı: “Üçüncü Dünya statüsündeki ülkemizin, gelişmişülkeler seviyesine çıkması gerekiyor.”
Çalışmalar bittiği yaniKabe-i Muazzama devasa lüks otellerle kuşatıldığı zaman, İslamDünyası’nın kalbi, tanınmaz hale sokulmuş olacak, eskiyi hatırlatan,eskiden kalan hiçbir şey kalmamış olacak.
Şu anda, artık, Mekke-i Mükerreme’de, ayakta kalabilen tek tarihi yapı, Efendimiz (s.a.s)’in doğduğu ev.
Dünya Bülteni
Yorum yapın
Eylül 28, 2008 6:04 pm (Dini Haber)
Tags: Dini Haber, islami araştır, islami haber, Müslüman dünyasından haberler, Müslüman oldu, Papaz, rüyasında gördü

İtalyan kız Elisa, gördüğü ilginç bir rüya sonrası 3.5 yıl önce İslam’a girmiş.
“Papaz sorularımı dinledikten sonra sessiz bir şekilde ağlamaya başladı. Bana “Ben de yıllardır teslis konusunda şüpheler taşıyorum. Bence doğru yoldasın, İslam’ı araştırmaya devam et” dedi.”
Adem Özköse / Şam / Gerçek Hayat
İtalya’nın Katolika Şehrinde doğan İtalyan Kız Elisa, felsefeye duyduğu merak nedeniyle üniversite yıllarında “Gerçek nedir?” sorusunun izini sürmeye başlamış. İçinde enteresan olayları barındıran bu süreç, Mısır’da gördüğü ilginç bir rüyanın ardından Elisa Hanım`ın 3.5 yıl önce İslam’a girmesiyle sonuçlanmış. Şu an Şam’da Arapça eğitimi alan Elisa Hanım artık Rahme ismini kullanıyor. Rahme Hanım bugünlerde son derece mutlu. Mutluluğunun sebebi ise annesinin de tıpkı kendisi gibi, kısa bir süre önce Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olması. Biz de Rahme Hanım’ın sevgili annesine İslam Ailesi’ne “hoş geldiniz” diyoruz. Rahme Hanım’ın İslam’ın erkeğe tanıdığı 4 eşlilik hakkı, İslam’da kadının yeri ve Avrupa’da yaşayan Müslümanların durumları hakkında yaptığı tespitler son derece ilginç.
-Müslüman olmadan önce her hangi bir dine ilginiz var mıydı? Kendinizi ne olarak hissediyordunuz?
Lise son sınıfa kadar dinlere karşı pek fazla ilgim yoktu. Çünkü gerçeğin peşine düşmemiştim. Lise son sınıfta düşünce akımlarıyla ve dinlerle ilgilenmeye başladım. Felsefeye olan bu ilgim nedeniyle Verona Üniversite’sine kaydolarak felsefe okumaya ve gerçeği araştırmaya başladım. İlk olarak felsefe tarihini oluşturan düşünce akımları üzerine yoğun şekilde okumalar yaptım. Daha sonra ise İncil okumaya başladım, ayrıca haftada 2 veya 3 gün kiliseye gidip papazların vaazlarına katılırdım. İncil bana felsefe tarihindeki düşünce akımlarından çok daha etkili geldi ve iyi bir Hıristiyan olmaya karar verdim.
-İncil’in neyinden etkileniyordunuz? Birkaç örnek verebilir misiniz?
-İncil’de beni en çok etkileyen bölümler Hz. Meryem ve Davut Peygamberin kıssalarının olduğu bölümlerdi. Ayrıca Allah’ın var olduğuna dair delillerden de çok etkileniyordum. O dönem İncil’e gerçekten inanıyordum ve İncil okumak bana huzur veriyordu.
- Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili neler biliyordunuz?
Üniversite 2. sınıfta okurken dinler tarihi dersimize İslam Ülkeleri’nin birçoğunu gezen bir hocamız giriyordu. Hocamız hiçbir dine inanmıyordu, fakat bize gezdiği ülkelerdeki gözlemlerini anlatıyordu. İslam Ülkelerini ziyaret ettiğinde iki şey hocamızı çok etkilermiş. İlki ezan sesi, diğeri de Ramazan Ayın’da birçok insanın aynı anda oruç tutması. Ezan sesi hocamıza büyük bir heyecan veriyormuş ve ezan sesini duymaya başladığı andan itibaren kalbinin huzur bulduğunu hissediyormuş. İslam’la ilgili duyduğum olumlu bilgiler sadece bunlardan ibaretti. Fakat sürekli olarak İtalyan Medyası’nın İslam hakkında yaptığı olumsuz haberleri takip ediyordum. İtalyan Medyası, İslam’ı kadınları ezen bir terör ve cehalet dini olarak göstermeye çalışyordu.
-İtalyan Medyası’nın İslam hakkında yaptığı bu olumsuz yayınlara rağmen İslam’a ilgi duymaya nasıl başladınız?
İslam’a üniversitenin 2. sınıfında ilgi duymaya başladım. Okuldaki bir hocamız benden Musevilik hakkında bir ödev hazırlamamı istedi. Bu ödevi hazırlarken annemin kütüphanesindeki Kur-an dikkatimi çekti. Kur-an’ın Musevilik’ten nasıl bahsettiğini merak ettim ve ödevimi hazırlarken Kur-an’dan da yararlanabileceğimi düşündüm. Kur-an’dan birkaç bölüm okudum ve Kur-an bana ilginç gelmeye başladı. Kur-an’ı ilk okuduğumda bazı bölümlerinin İncil’e çok benzediğini fark ettim. Fakat Kur-an’ın insan ve hayat hakkındaki tespitleri bana İncil’den daha gerçekçi geldi. Kur-an’daki kıyamet hakkındaki ayetler de beni çok etkiledi.
-İslam’a ilgi duymaya başlamanızdaki temel etken Kur-an mı oldu?
Hayır. İslam’a ilgi göstermeye Mısırlı bir aileyle tanıştıktan sonra başladım. Mısırlı Meryem isminde bir arkadaşım vardı. Meryem’i çok seviyordum ve Meryem’in babası İmad da zaman zaman bize İslam’dan bahsediyordu. Meryem’in babasının İslam hakkında anlattıkları beni çok etkiliyordu. Ayrıca Meryem’in evindeki huzurlu ortamı da seviyordum. Meryem’in ailesini gözlemleyip babasının İslam hakkında söylediklerini dinledikten sonra İslam hakkında güzel duygular hissetmeye başladım.
“MISIRLI AİLE’DEN ÇOK ETKİLENDİM”
-Meryem’in babası size İslam hakkında neler anlatıyordu? Bunları bizimle paylaşır mısınız?
Özellikle ahlak üzerinde duruyordu. İnsanın hayatında doğruların ve yanlışların olması gerektiğini ve İslam’ın insanlara sunduğu ahlaki kuralların tamamının doğruları temsil ettiğini söylüyordu. Ayrıca insanın ahlakını arttırdığı sürece iyi bir insan olabileceğinden ve insanın sürekli olarak ahlakını güzelleştirmesi gerektiğinden bahsediyordu. Ayrıca Meryem’in Ailesi’ndeki bütün fertlerin kişilikleri de beni çok etkiliyordu. Karakterleri çok güçlüydü ve hayattan hiçbir şekilde korkmuyorlardı. Bunun sebebi de İslam’a olan güvenleri ve Allah’a olan imanlarıydı. Birbirlerine karşı çok nazik davranıyorlardı ve birbirlerine çok değer veriyorlardı. Sürekli olarak Allah’ı hatırlıyorlardı. Arabaya binecekleri zaman, yemeğe başlayacakları zaman besmele çekiyorlardı. Meryem’in Ailesi tanıdığım İtalyan Ailelere göre çok daha güvenli bir aileydi. İtalyan Aileler genelde problemlidir ve aile içinde sürekli bir rekabet vardır. Fakat Meryem’in ailesinde böyle bir rekabet yoktu ve herkes birbirine yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu bana çok ilginç geldi. Meryem’in ailesi İtalya’da göçmen olmaları nedeniyle birçok problem yaşıyordu. Her türlü soruna rağmen mutlu olmasını başarıyorlardı. Ben de bu aileyle birlikteyken çok mutlu oluyordum. Bu dönemler İslam’a sevgi duyuyordum; fakat hiçbir zaman Müslüman olacağım aklıma gelmezdi. Daha sonra Meryem’le camiye gitmeye başladık. Camide Şeyh Emin ile tanıştım.
-Şeyh Emin ile tanışmanız bu süreçte sizi nasıl etkiledi.
Şeyh Emin yeni bir peygamber geldiğini fakat Hıristiyanların bu yeni peygambere iman etmediklerini söylüyordu. Zihnim iyice karışmıştı. Bu süreç benim için gerçekten çok zorlu bir süreçti. Ne yapacağıma karar veremiyordum ve zihnimde İslam ve Hıristiyanlık hakkında birçok soru geziniyordu. Şeyh Emin’in anlattıkları çok mantıklı şeylerdi; fakat Hıristiyanlığı terk etmek, Hıristiyanlık hakkında şüpheye kapılmak beni son derece üzüyordu. İlk olarak bir papaza gidip Şeyh Emin ile tanıştıktan sonra Hıristiyanlıkla ilgili kendi kendime cevaplayamadığım soruları sordum.
-Neydi bu sorular?
Teslis inancı iyice kafamı karıştırmıştı. Katolikler Hz. İsa’nın hem Tanrı olduğuna, hem de Tanrının Oğlu olduğuna inanıyorlar. Bu nasıl olabilirdi? Hıristiyanlar İsa Mesih’in insanların günahlarına kefaret olması için öldüğüne inanıyorlar. Bu inanışı da sorgulamaya başladım.
-Ziyaretine gittiğiniz papaz sorularınıza nasıl cevaplar verdi?
Bu konuları fazla karıştırmamam gerektiğini, İsa Mesih’e inanmaya devam edersem mutlu olacağımı söyledi. Bu papazın dışında üç papazı daha ziyaret ettim. Onlardan başta teslis olmak üzere Hıristiyanlıktan şüphe duymama neden olan sorularımı cevaplamalarını istedim. En son ziyaret ettiğim papaz sorularımı dinledikten sonra sessiz bir şekilde ağlamaya başladı. Kendisine niye ağladığını sorduğumda cevap olarak “Ben de yıllardır teslis konusunda şüpheler taşıyorum. Bu soruya bir türlü cevap bulamadım. Bence doğru yoldasın, İslam’ı araştırmaya devam et” dedi. Papazın bu cevabı beni çok şaşırttı ve son ziyaretimden sonra Allah’ın tek olduğuna kesin olarak inanmaya başladım. Bu süreçte gerçeğin peşine düştüm ve sabah akşam İslam hakkında kitaplar okudum. Kur-an’ı ve İncil’i yanımdan ayırmıyordum, sürekli olarak İncil’le Kur-an arasında kıyaslamalar yapıyordum. Belli bir süre sonra İslam’ı daha iyi tanımak için bir İslam Ülkesi’ne gitmeye karar verdim ve 3.5 yıl önce Mısır’a yaptığım gezi sırasında Müslüman olmaya karar verdim.
“KIBLEYE YÖNELİRSEN GERÇEĞİ BULACAKSIN”
- Bu kararı nasıl aldınız? Mısır’da başınızdan neler geçti?
Nil Kenarı’nda gezerken ilk defa ezan sesini duydum. Ezan’da neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamız gibi beni de çok etkilemişti. O an, içimden Allah’a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah’a secde ettim. Daha sonra otele dönüp ağlayarak Allah’a bana doğru yolu göstermesi için dua ettim. Duadan sonra uyumaya başladım ve ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda çok kötü bir yerdeydim ve oradan kurtulmak istiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir anda güzel bir yere geçtim. Bu güzel yerde bir ses bana; “kıbleye yönelirsen huzura kavuşacaksın ve gerçeği bulacaksın ” dedi. Ben de rüyada kıbleyi aramaya başladım. Kıbleyi ararken uyandım, bu rüyayı gördükten sonra kesin olarak Müslüman olmaya karar verdim ve bir camiye gidip Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldum.
-Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili kabullenemediğiniz hiçbir şey olmadı mı? Mesela Batı Kültürü’nün içinde yetişen bir bayan olarak İslam’ın erkeğe verdiği 4 evlilik hakkını kendinize nasıl izah ettiniz?
İslam, bir erkeğin birden fazla evlilik yapmasına izin veriyor, fakat bunu bazı şartlara bağlıyor. İslam, birden fazla evlilik yapacak erkeklere eşler arasında adaleti sağlama şartını öne sürüyor; bu da bir erkek için yerine getirilmesi çok zor bir şart. Ben, gerçek anlamda Allah’tan korkan bir erkeğin eşler arasında adaleti sağlayamama kaygısı taşıyacağını, bundan dolayı da birden fazla evlilik yapmayacağını düşünüyorum. Çünkü İslam’a göre eşler arasında adaletsizlik yapmak büyük bir günah olarak görülüyor. Batı da bir kadın birçok erkekle, bir erkek de birçok kadınla birlikte olabilir. Fakat İslam, cinsel hayatı da evlilik vasıtasıyla bir düzene sokuyor.
-Müslüman olmanız aileniz ve çevreniz tarafından nasıl karşılandı?
Müslüman olduktan sonra özellikle babamla birçok sorun yaşadım. Babam örtünmeye başladığım ilk zamanlarda başörtümden nefret ediyordu ve bu nedenle eve ancak başörtümü çıkardıktan sonra girebiliyordum. Fakat babam zamanla Müslüman olmamı kabullendi. Şu an dini inancıma ve başörtülü olmama son derece saygı duyuyor. Annem ise ben Müslüman olduktan sonra İslam’a ilgi duymaya ve İslam hakkında araştırmalar yapmaya başladı. Kısa bir zaman önce de İslam’a girme kararı alıp O da benim gibi Müslüman oldu. Annemin Müslüman olmasına gerçekten çok sevindim, şimdi annemle birlikte babamın Müslüman olmasını bekliyoruz. Babam da som zamanlarda İslam’la ilgileniyor ve zamanının birçoğunu Kur-an okuyarak geçiriyor.
-Batılı Feminist çevreler sıkça İslam’ın kadını ezdiğini dillendiriyorlar. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce İslam kadına nasıl yaklaşıyor?
İslam’ın kadın anlayışı bana göre son derece nazik ve kadını koruyan bir yaklaşımdır. Avrupa’da kadın özgür gibi gözükür; fakat asla özgür değildir. Erkekler kadınlara pek fazla değer vermezler ve kadınlara karşı olması gereken saygı ve nezaketi göstermezler. İslam, kadının bütün yaşamını koruma altına alıyor. Babam 18 yaşıma ulaştığımda bana; “Artık sana bakmayacağım, kendine iş bul ve evden ayrıl ” demişti. İtalya’da hep böyledir. Fakat Müslüman Aileler çocuklarına asla bu şekilde davranmazlar. Mesela Meryem’in anne ve babası maddi sorunlar yaşamalarına rağmen çocuklarına çalışma zorunluluğu getirmiyorlardı. İslam’a göre kadın evli değilse babası ona bakmak zorundadır; eğer evliyse bu sefer de eşi kadının geçimini sağlamakla sorumludur. Kadına karşı bu denli güçlü bir koruma ne Avrupa’da ne de Amerika’da var.
-Örtünmeye nasıl karar verdiniz?
Meryem’in babası İmad sık sık İslam’a göre bir kadının altın gibi değerli olduğunu ve altın kıymetinde olan bir kadının mutlaka korunması gerektiğini söylüyordu. İmad’ın bu sözü bana zamanla çok mantıklı geldi ve örtünmeye karar verdim.
“MÜSLÜMAN OLAN İTALYAN ÇOCUK”
-Siz aynı zamanda bir yazarsınız? Sonradan İslam’a giren İtalyanlarla telefon vasıtasıyla yaptığınız röportajları bir araya topladığınız kitabınız özellikle dikkatimi çekti. Böyle bir kitap hazırlamaya niçin karar verdiniz? Ayrıca İslam’a giriş öyküsünü yazdığınız İtalyanlar arasından hangisinin yaşadıkları size daha ilginç geldi?
Bu kitabı hazırlamaya Pakistanlı bir arkadaşımın teşvikiyle başladım. Pakistanlı arkadaşım İslam’a giriş hikayelerini okuyan birçok insanın bu hikayelerden etkilenerek Müslüman olmaya karar verdiğini, ayrıca doğuştan Müslüman olan kişilerin de bu hikayelerden büyük dersler aldıklarını söyledi. Ben de bunun üzerine sonradan Müslüman olan 26 İtalyan’la telefonla röportajlar yaparak, onların hikayelerini kitaplaştırdım. Avrupa’da İslam’a olan yoğun ilgi nedeniyle de kitabıma “İslam’ın Dönüşü” ismini verdim. Kitabım İtalya’da büyük ilgi gördü ve hatta bazı insanların İslam’a girmesine vesile oldu. Görüştüklerim arasında özellikle 13 yaşındaki İtalyan bir kızın daha çocuk denilebilecek bir yaşta İslam’a girmesi beni çok etkilemişti.
-Bu İtalyan Kız Müslüman olmaya nasıl karar vermiş?
Öğretmeni ona İslam ve İslam Ülkeleri hakkında bir ödev vermiş. O da bu ödevi hazırladığı sırada İslam hakkında okuduğu yazılardan etkilenerek Müslüman olmaya karar vermiş. Kızın ismi Hatice’ydi. Hatice 14 yaşına geldiğinde de örtünmüş. Hatice ile görüştüğümde çok güçlü bir karaktere sahip olduğunu hissettim. Ona “bu gücü nereden alıyorsun” diye sorduğumda bana “İslam’dan alıyorum, bağlı olduğum din bana büyük bir güç veriyor” diye cevap verdi.
“MÜSLÜMAN’IN ÖZGÜVENİ OLMALI”
-Sonradan İslam’a girenlerle yaptığım röportajlarda bir çoğu Müslümanları tanıdıktan sonra uğradıkları hayal kırıklıklarından bahsetti. Aynı hayal kırıklıklarını siz de yaşadınız mı?
Evet. İnsanların namaz kılmadıkları, örtünmedikleri, yalan konuştukları ve sözlerinde durmadıkları halde Müslüman olduklarını söylemeleri beni çok şaşırtıyor. İslam Ülkeleri’nden gelip Avrupa’ya yerleşen Müslümanlar Batılılarla bir arada yaşayabilmek için İslam’ın birçok emrini yerine getirmiyorlar ve İslam’dan utanırmış gibi davranıyorlar. Oysa bizler Müslüman olduğumuz için büyük bir özgüvene sahip olmalıyız ve Avrupalılara “En bilgili olan Allah’tır ve yaratıcımız insanlar gerçeğe bağlı kalarak yaşasınlar diye Hz. Muhammed vasıtasıyla İslam’ı gönderdi. Bu nedenle en doğru olan emir ve kanunlar İslam’ın kanunlarıdır” diyebilmeliyiz. Bir Müslüman ne olursa olsun İslam’ın emirleri ile ilgili doğruları söylemekten asla korkmamalı.
-İtalya’da İslam’a olan ilgi hangi boyutlarda?
İtalyanların geneli Müslümanlardan korkuyor. Bunun nedeni ise televizyon ve gazeteler. İtalyan Medyası sürekli olarak İslam’ı kötü göstermeye çalışıyor. İtalya’da İslam’a her tülü saldırı serbesttir; fakat Yahudilikle ilgili olumsuz bir haber yaptığınızda hemen cezalandırılırsınız. Medyanın İslam’a yönelik yoğun saldırılarına rağmen özellikle İtalyan Gençler arasında İslam gün geçtikçe daha da yayılıyor. Örneğin benim doğduğum ilçe nüfusu az olan küçük bir yer; fakat sadece bu ilçede son 2 yıl içinde 100 bayan ve 23 erkek İslam’a girdi.
Time Turk
Yorum yapın
Eylül 27, 2008 9:32 pm (Dini Haber)
Tags: cami kontrolü, Dini Haber, diyanet, fransa

İtalya’da camilerin kontrol altına alınmasını isteyen çevreler Diyanet modelinin uygulanmasını istiyor.
İtalyan haber ajansı Adnkronos, geçtiğimiz günlerde, İtalya gündeminde önemli bir yer tutan camilerin kime bağlanacağı konusunda, bir haber analiz yayınladı. Analizde, Türkiye’deki Diyanet sistemi övülüyor ve İtalya’daki camilerin de Türkiye’deki duruma getirilmesi isteniyordu.
Haber analiz, “Türkiye laik bir devlettir ve İtalya’ya pek çok konuda örnek olabilir. Camileri de kapsayan geniş bir kültürel program kararı, bir devletin ülkede hüküm süren yaşam düzenine karışmadan dinsel yaşamını nasıl destekleyebileceğinin göstergesidir” cümleleriyle başlıyor.
Senato Karma Grup’ta Dinlerarası Diyalog Bölüm Başkanlığı da yapmış olan İtalyan Müslüman Aydınlar Derneği Başkanı Ahmad Gianpiero Vincenzo da, Türkiye’yi överek, camilerin yetkin olmayan üstelik de tehlikeli insanlar tarafından yönetilmelerini engellemek için Türkiye’yin örnek alınmasını şu ifadelerle istedi:
” Türkiye’yi örnek alırsak, imam ve camileri idare eden personele yönelik bir eğitim kurumu fikrini ortaya atabiliriz. Ancak camilerin, kutsal yerlere ve kültür merkezlerine has saygınlığa sahip olmaları gerekir. Nitekim ülkemizdeki camiler, çoğu zaman bu tanıma layık değil. Camilerin birer ibadet merkezi oldukları ve bu şekilde sınıflandırılmaları gerektiği (aksi takdirde kapatılsınlar daha iyi) çok sık unutuluyor. İtalya’da da pasif ve baskı altındaki bir laiklikten, Türkiye’deki veya Fransa’daki gibi aktif ve çözümcül bir laikliğe geçmek gerekli.”
Johns Hopkins Üniversitesi’nde doçentlik yapan ve İtalyan Müslüman Aydınlar Derneği’nin Genel Sekreteri Kerim Mezran ise şunları ifade ediyor: “Türkiye’de, 75 bini aşan camiyi idare eden ve 100 bin imam ile kamu görevlisine maaş veren Diyanet İşleri Başkanlığı bulunuyor. Gelecek yıllarda yüzde 50 üniversite mezunu imam ortalamasına ulaşma perspektifi, kültürel açıdan çok önemli ve köktenci ideolojilerin yayılmasına karşı en etkili panzehiri oluşturuyor. Müslüman çoğunluğa sahip olmasına rağmen Türkiye de diğer Avrupa ülkelerinde yaşanan benzer bir sorunla yüz yüze gelmek zorunda. Burada, köktendincilikle son derece etkili bir şekilde ve pek çok cephede mücadele ediliyor; kamu düzeni alanı da buna dahil.”
Kilisilerin bağımsız olduğu İtalya’da bir süre önce, camilerin devlete bağlanması için bir çalışma başlatılmıştı. Amacı İtalya’daki “ılımlı” Müslümanlarla diyalog kurmak ve ve terörizmle mücade olan ve 16 üyeden oluşan Consulta Islamica üyelerini çoğu da, İtalya Camileri Federasyonu fikrini desteklediklerini açıklamıştı. İtalya’da kiliseler ise devletten bağımsız bulunuyor.
Dünya Bülteni/Haber Merkezi
Yorum yapın
Eylül 4, 2008 5:54 pm (Dini Haber)
Tags: a’la, a’raf, abdest, abdurrahman, abdurrahman önül, abese, adiyat, ahkaf, ahzab, ala, alak, ali imran, Allah, Allah c.c., Allah dostları, Allah u Teala, Allah(c.c.), Allahu Teala, ankebut, araf, arapça, asr, azhab, Âl-i imran, çağrı, ölüm, önül, ösym, üç aylar, badoo, bakara, baş örtüsü, başörtüsü, büruc, beled, beyyine, boy abdesti, burçlar, casiye, cin, club, cuma, cum’a, dailymotion, din, dini, dini e-kitap, Dini Haber, dini hikaye, dini hikayeler, dini kitap, dini klip, dini klipler, dini kıssa, dini kıssalar, dini makale, dini mekan, dini program, dini resim, dini site, dini sorular, dini video, dini yazı, dini yazılar, diyanet, dosta doğru, download, dua, dualar, duha, duhan, dursun, dursun ali, dursun ali erzincanlı, ebuddy, elif ba, elifba, emin ay, enam, en’âm, enbiya, enfal, erzincanlı, esma ül hüsna, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, esmâ, esmâül hüsna, evliya, face book, facebook fanatik, fatiha, fatır, fazilet, fecr, felak, fenerbahçe, fetih, fil, fitre, furkan, fussilet, galatasaray, gaşiye, güsül abdesti, gusül abesti, haber, hac, hadid, hadis, hakka, haram, hatipoğlu, haşr, hümeze, hünsa, hürriyet, helal, hi5, hicr, hucurat, hud, hz Muhammed, ibadet, ibrahim, iftar, ihlas, ilah, ilahi, iman, indir, infitar, insan, inşikak, inşirah, iphone, iran, islam, islam büyükleri, islam dini, islam forumu, islam kuran, islam tarihi, islami e-kitap, islami ekitap, islami forum, islami isimler, islami kitap, islami klip, islami klipler, islami kıssalar, islami makale, islami program, islami resim, islami sorular, islami video, islami yazı, islamiyet, islamiyet dini, isra, itikad, kabe, kabir, kadir, kadir gecesi, kaf, kalem, kamer, kandil, karia, kari’a, kasas, kazaa, kâfirun, kefen, kehf, kevser, kraloyun, kuran, kuran öğrenme, kuran öğretim programı, kuran meali, kuran tefsiri, kuran ı kerim, kuranı kerim, kur’an, kur’an öğrenme, kur’an meali, kur’an tefsiri, kur’an-ı kerim, kureyş, kurtis, kıyamet, leyl, lokman, lost, ma’un, maide, maun, mü’min mü’minun, mücadele, müdessir, mülk, mümin, müminun, mümtehine, münafikun, mürselat, müslüman haber, Müslümanlık, Müslim, müzzemmil, meal, mearic, meb, medine, mehmet emin, mehmet emin ay, mekke, meryem, messenger, mesut kurtiş, mezar, milliyet, minik dualar, minik dualar grubu, Mohammed, mp3, mp3 download, msn, mubarek aylar, Muhammed, musluman, mutaffifin, my space, myspace, nahl, namaz, namaz öğren, namaz öğrenme, namaz öğrenmek, namaz kılmak, nas, nasr, naziat, nebe, necm, neml, nihat, Nihat Hatipoglu, nisa, nuh, nur, onbir ayın sultanı, oruç, penguin, peygamber, peygamberler tarihi, rad, rahman, Ramazan, r’ad, rüya tabirleri, regaip, regaip kandili, rum, sabah, sad, saf, saffat, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, sünnet, sebe, secde, second life, sedat, sedat uçan, siberalem, siyer, siyer i nebi, siyeri nebi, sohbet, son peygamber, ssk, su doku, sure, sure isimleri, sırlar dünyası, tabut, taha, tahrim, talak, tarık, türban, türkiye, tebbet, tefsir, tegabün, tekasür tekvir tesettür tevbe teyemmüm, tin, tur, turkcell, uçan, vakıa, webkinz, yasin, yasin suresi, yonja, youtube, yunus, yusuf, yusuf islam, zâriyat, zümer, zekat, zilzal, zuhruf, şaban, şems, şuara, şura, ıslam ıslamiyet
İki yıl önce arkadaşlık ettiği Taha’nın Ramazan’da oruç tutmasından etkilenen Ashley Müslüman oldu.
ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Murrieta şehrinde yaşayan 19 yaşındaki Ashley Mountasir, Haziran’da Müslüman oldu ve ilk orucunu içinde bulunduğumuz Ramazan’ın ilk günü tuttu.
İslam dinine ilk kez iki yıı önce yine bir Ramazan ayında Müslüman erkek arkadaşı Taha’nın oruç tutmasını izleyerek ilgi duyduğunu belirten Ashley, önceleri Katolik olduğunu söyledi.
Taha ile evlendikten sonra kendi isteği ile Müslüman olan Ashley, şimdi kocası ile birlikte Ramazan oruçlarını tutuyor. 16 saat olmasına rağmen oruç tutmanın zor olmadığını belirten Ashley, “Vücudum bana aç değilim diyor. Vücudumun hiç bir şeye ihtiyacı yok. Allah için oruç tutuyorum.” dedi.
Ashley Mountasir, Temecula Vadisi’ndeki İslam Merkezi’nde Pazar gecesi yapılan ibadetlere katılan yeni Müslüman olanlardan biri. Ramazan Pazar akşamı başladı. Pazar gecesi İslam Merkezi’nde iki kişi daha Müslüman oldu.
The Press-Enterprise’ın haberine göre, Ashley Mountasir, iki yıl önce arkadaşları vesilesi ile tanıştığında Taha’nın Müslüman olduğunu bilmiyordu. Neden oruç tuttuğunu sorduğunda Müslüman olduğunu öğrendi. Ashley ise Katolik fakat kiliseye çok az gitmiş.
Ashley, 23 yaşındaki Taha ve annesi Nefisse Larson’a bir çok soru sordu. Öncelikle Ramazan ve daha sonra genel olarak İslam hakkında sorular sordu. Öğrendikçe daha çok soru sormaya devam etti. Sık sık camide namaz kılmaya başladığını söyleyen Ashley, “Camiye her geldiğimde, içimde bir huzur duyuyordum. Mutlu oluyordum. Ancak ne zaman kiliseye gitsem, kendimi gergin hissediyordum.” dedi.
Haziran’da Müslüman olan Ashley Mountasir, Taha ile Eylül’de evlendi. Müslüman olması için kocası baskı yapmadı. İslam dininde Müslüman olmanın çok sadece olduğunu söyleyen Ashley, “Kendimi hiç Allah’a bu kadar yakın hissetmemiştim. Kendimi korunmuş gibi hissettim. Sanki biri beni hep izliyor.
Anne ve babasına evlendiğini ve Müslüman olduğunu bilmediklerini söyleyen Ashley, anne ve babasının Taha’yı beğendiklerini ve kendisinin bir Müslüman ile arkadaşlık yapmasına karşı çıkmadıklarını söyledi. Ancak Müslüman olduğunu söylediğinde nasıl bir tepki vereceklerinden endişe ediyor.
IRAK’TA EZAN SESLERİNDEN ETKİLENDİ
Mountasir, camide bir kaç düzine kadın ve kızla birlikte namaz kılıyor. Caminin ön tarafında ise 100′den fazla erkek namaz kılıyor.
Camide iki kişinin İslam dinine geçmek istediklerini söyleyen Ashley, bunun üzerine caminin imamı Mahmud Harmoush’un iki kişiye kelime-i şehadeti Arapça sonra İngilizce tekrar ettirdiğini belirtti. Müslüman olan iki kişiden biri olan Alex Ruval, 2003 ve 2004′te Amerikan askeri olarak Irak’ta bulunduğu sırada İslam’a ilgi duymuş.
Alex Ruval, Irak’ta bulunduğu sırada camilerden gelen ezan sesinden etkilendiğini belirterek “Ezan sesleri içimi ısıtıyordu. İnsanları nasıl bir araya getirebildiğini görebiliyordum.” dedi.
Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Yorum yapın
Eylül 4, 2008 5:53 pm (Dini Haber)
Tags: a’la, a’raf, abdest, abdurrahman, abdurrahman önül, abese, adiyat, ahkaf, ahzab, ala, alak, ali imran, Allah, Allah c.c., Allah dostları, Allah u Teala, Allah(c.c.), Allahu Teala, ankebut, araf, arapça, asr, azhab, Âl-i imran, çağrı, ölüm, önül, ösym, üç aylar, badoo, bakara, baş örtüsü, başörtüsü, büruc, beled, beyyine, boy abdesti, burçlar, casiye, cin, club, cuma, cum’a, dailymotion, din, dini, dini e-kitap, Dini Haber, dini hikaye, dini hikayeler, dini kitap, dini klip, dini klipler, dini kıssa, dini kıssalar, dini makale, dini mekan, dini program, dini resim, dini site, dini sorular, dini video, dini yazı, dini yazılar, diyanet, dosta doğru, download, dua, dualar, duha, duhan, dursun, dursun ali, dursun ali erzincanlı, ebuddy, elif ba, elifba, emin ay, enam, en’âm, enbiya, enfal, erzincanlı, esma ül hüsna, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, esmâ, esmâül hüsna, evliya, face book, facebook fanatik, fatiha, fatır, fazilet, fecr, felak, fenerbahçe, fetih, fil, fitre, furkan, fussilet, galatasaray, gaşiye, güsül abdesti, gusül abesti, haber, hac, hadid, hadis, hakka, haram, hatipoğlu, haşr, hümeze, hünsa, hürriyet, helal, hi5, hicr, hucurat, hud, hz Muhammed, ibadet, ibrahim, iftar, ihlas, ilah, ilahi, iman, indir, infitar, insan, inşikak, inşirah, iphone, iran, islam, islam büyükleri, islam dini, islam forumu, islam kuran, islam tarihi, islami e-kitap, islami ekitap, islami forum, islami isimler, islami kitap, islami klip, islami klipler, islami kıssalar, islami makale, islami program, islami resim, islami sorular, islami video, islami yazı, islamiyet, islamiyet dini, isra, itikad, kabe, kabir, kadir, kadir gecesi, kaf, kalem, kamer, kandil, karia, kari’a, kasas, kazaa, kâfirun, kefen, kehf, kevser, kraloyun, kuran, kuran öğrenme, kuran öğretim programı, kuran meali, kuran tefsiri, kuran ı kerim, kuranı kerim, kur’an, kur’an öğrenme, kur’an meali, kur’an tefsiri, kur’an-ı kerim, kureyş, kurtis, kıyamet, leyl, lokman, lost, ma’un, maide, maun, mü’min mü’minun, mücadele, müdessir, mülk, mümin, müminun, mümtehine, münafikun, mürselat, müslüman haber, Müslümanlık, Müslim, müzzemmil, meal, mearic, meb, medine, mehmet emin, mehmet emin ay, mekke, meryem, messenger, mesut kurtiş, mezar, milliyet, minik dualar, minik dualar grubu, Mohammed, mp3, mp3 download, msn, mubarek aylar, Muhammed, musluman, mutaffifin, my space, myspace, nahl, namaz, namaz öğren, namaz öğrenme, namaz öğrenmek, namaz kılmak, nas, nasr, naziat, nebe, necm, neml, nihat, Nihat Hatipoglu, nisa, nuh, nur, onbir ayın sultanı, oruç, penguin, peygamber, peygamberler tarihi, rad, rahman, Ramazan, r’ad, rüya tabirleri, regaip, regaip kandili, rum, sabah, sad, saf, saffat, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, sünnet, sebe, secde, second life, sedat, sedat uçan, siberalem, siyer, siyer i nebi, siyeri nebi, sohbet, son peygamber, ssk, su doku, sure, sure isimleri, sırlar dünyası, tabut, taha, tahrim, talak, tarık, türban, türkiye, tebbet, tefsir, tegabün, tekasür tekvir tesettür tevbe teyemmüm, tin, tur, turkcell, uçan, vakıa, webkinz, yasin, yasin suresi, yonja, youtube, yunus, yusuf, yusuf islam, zâriyat, zümer, zekat, zilzal, zuhruf, şaban, şems, şuara, şura, ıslam ıslamiyet
Alman genci Benjamin, özellikle Türk toplumundaki aile ve insani ilişkilerle haklara verilen önem sebebiyle Müslüman olmaya karar vererek, İslamiyet ile şereflendi. Bünyamin ismini aldı.
Kâmil Yılmaz
LUDWİGSHAFEN – Yüce dinimiz İslam`ı seçen Alman gençlerinin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Son olarak Ludwigshafen`in Oggersheim semtinde ikamet eden Benjamin Kraemer aldı Alman genci İslam`ı seçerek, hidayete erenler kervanına katıldı.
Ludwigshafen Türk-İslam Birliği Mevlana Camii`ne Türk arkadaşı ve aynı zamanda komsusu Tuncay Çelik ile birlikte gelen Alman genci, kılınan cuma namazının ardından Ludwigshafen din görevlisi Şevket Boyrat`ın huzurunda Kelime-i Şahadet getirerek Müslümanlıkla şereflendi. Benjamin Kraemer isimli Alman genci din görevlisi Şevket Boyrat`tan cami ve İslam dini hakkında bilgiler aldı. Niçin Müslüman olmak istediği yönünde bir açıklama yapan Benjamin, Çocukluğumdan beri Türklerden arkadaşlarım oldu. Okulda öğrenci arkadaşlarım oldu. Türk ailelerle komşuluklarımız oldu. Müslüman Türlerin aile yapıları, eşler arasındaki sadakat, anne, baba ve çocuk ilişkileri, akrabalar ve dostlar arasındaki dayanışma ve yardımlaşma, kendi dinlerinde olmasa da diğer din mensuplarına gösterdikleri sevgi, saygı ve muhabbet, benim İslam dinini araştırmama sebep olmuştur dedi.
Temel esaslar
Benjamin ayrıca İslam dininin temizlik dini olması, insana çok değer vermesi, insan sağılığına verdiği önem dolayısıyla alkol içmek ve domuz etinin yasak edilmiş olması, insan hayatına önem vermesi ve bu nedenle şiddet ve terörün yasak olması benim dikkatimi çeken en önemli hususlar olmuştur diye konuştu.
Din görevlisi Şevket Boyrat ise, dinimizde hiç kimseye Müslüman olması için baskı ve zorlama yapılmadığını belirterek, zorlama ve baskı yapıldığı takdirde o imanın Allah katında makbul olmadığını vurguladı. Benjamin Kraemer ise, Ben kararımı verdim. Müslüman olmak ve sünnet olmak istiyorum, ayrıca ismimi değiştirmek istiyorum ve aynı zamanda şehadet belgesi de almak istiyorum dedi.
Bu konuşmalar sonunda Ludwigshafen din görevlisi Şevket Boyrat`ın rehberliğinde Benjamin Kraemer Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu. Yapılan merasimde Türk arkadaşı Tuncay Çelik ve dernek üyelerinde Şahin Ilıca da hazır bulundu. Din görevlisi Şevket Boyrat, Müslüman olan gence Almanca Kur`an-ı Kerim ve ibadet rehberi hediye ederek, bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunarak tebrik etti. Benjamin Kraemer kendisine gösterilen ilgiye teşekkür etti ve Şu andan itibaren ismimi Bünyamin olarak değiştiriyorum ve bundan böyle sizlerle sürekli diyalog içinde olmak istiyorum şeklinde konuştu.
Post Gazetesi
Yorum yapın
Eylül 4, 2008 5:50 pm (Dini Haber)
Tags: a’la, a’raf, abdest, abdurrahman, abdurrahman önül, abese, adiyat, ahkaf, ahzab, ala, alak, ali imran, Allah, Allah c.c., Allah dostları, Allah u Teala, Allah(c.c.), Allahu Teala, ankebut, araf, arapça, asr, azhab, Âl-i imran, çağrı, ölüm, önül, ösym, üç aylar, badoo, bakara, baş örtüsü, başörtüsü, büruc, beled, beyyine, boy abdesti, burçlar, casiye, cin, club, cuma, cum’a, dailymotion, din, dini, dini e-kitap, Dini Haber, dini hikaye, dini hikayeler, dini kitap, dini klip, dini klipler, dini kıssa, dini kıssalar, dini makale, dini mekan, dini program, dini resim, dini site, dini sorular, dini video, dini yazı, dini yazılar, diyanet, dosta doğru, download, dua, dualar, duha, duhan, dursun, dursun ali, dursun ali erzincanlı, ebuddy, elif ba, elifba, emin ay, enam, en’âm, enbiya, enfal, erzincanlı, esma ül hüsna, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, esmâ, esmâül hüsna, evliya, face book, facebook fanatik, fatiha, fatır, fazilet, fecr, felak, fenerbahçe, fetih, fil, fitre, furkan, fussilet, galatasaray, gaşiye, güsül abdesti, gusül abesti, haber, hac, hadid, hadis, hakka, haram, hatipoğlu, haşr, hümeze, hünsa, hürriyet, helal, hi5, hicr, hucurat, hud, hz Muhammed, ibadet, ibrahim, iftar, ihlas, ilah, ilahi, iman, indir, infitar, insan, inşikak, inşirah, iphone, iran, islam, islam büyükleri, islam dini, islam forumu, islam kuran, islam tarihi, islami e-kitap, islami ekitap, islami forum, islami isimler, islami kitap, islami klip, islami klipler, islami kıssalar, islami makale, islami program, islami resim, islami sorular, islami video, islami yazı, islamiyet, islamiyet dini, isra, itikad, kabe, kabir, kadir, kadir gecesi, kaf, kalem, kamer, kandil, karia, kari’a, kasas, kazaa, kâfirun, kefen, kehf, kevser, kraloyun, kuran, kuran öğrenme, kuran öğretim programı, kuran meali, kuran tefsiri, kuran ı kerim, kuranı kerim, kur’an, kur’an öğrenme, kur’an meali, kur’an tefsiri, kur’an-ı kerim, kureyş, kurtis, kıyamet, leyl, lokman, lost, ma’un, maide, maun, mü’min mü’minun, mücadele, müdessir, mülk, mümin, müminun, mümtehine, münafikun, mürselat, müslüman haber, Müslümanlık, Müslim, müzzemmil, meal, mearic, meb, medine, mehmet emin, mehmet emin ay, mekke, meryem, messenger, mesut kurtiş, mezar, milliyet, minik dualar, minik dualar grubu, Mohammed, mp3, mp3 download, msn, mubarek aylar, Muhammed, musluman, mutaffifin, my space, myspace, nahl, namaz, namaz öğren, namaz öğrenme, namaz öğrenmek, namaz kılmak, nas, nasr, naziat, nebe, necm, neml, nihat, Nihat Hatipoglu, nisa, nuh, nur, onbir ayın sultanı, oruç, penguin, peygamber, peygamberler tarihi, rad, rahman, Ramazan, r’ad, rüya tabirleri, regaip, regaip kandili, rum, sabah, sad, saf, saffat, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, sünnet, sebe, secde, second life, sedat, sedat uçan, siberalem, siyer, siyer i nebi, siyeri nebi, sohbet, son peygamber, ssk, su doku, sure, sure isimleri, sırlar dünyası, tabut, taha, tahrim, talak, tarık, türban, türkiye, tebbet, tefsir, tegabün, tekasür tekvir tesettür tevbe teyemmüm, tin, tur, turkcell, uçan, vakıa, webkinz, yasin, yasin suresi, yonja, youtube, yunus, yusuf, yusuf islam, zâriyat, zümer, zekat, zilzal, zuhruf, şaban, şems, şuara, şura, ıslam ıslamiyet
Herkesin benden bir şey öğrenmesini, doğrularını netleştirmesini, yanlışları varsa düzeltmesini istiyorum. ‘Hocam sen benim önderimsin’ diyen bir kişinin bile çıkmasını istemiyorum” diyen Nihat Hatipoğlu: Oruç tutmayan da beni izleyecek
Oruç tutmayan da beni izleyecek
KÜBRA VE BÜŞRA İLE İKİDE BİR
O bir anlatıcı. On yılıdır televizyonlardan insanlara Peygamberimiz Hz.Muhammed’i ve İslam dinini, din için anlatıyor. Televizyon programları rayting rekorları kırıyor. Peki neden? Anlattığı şeylerden mi yoksa anlatma biçiminden mi bu kadar izleniyor? O buna “Samimiyet” diyor ve ekliyor“ Kafama silah dayasalar inanmadığım hiçbir şeyi söylemem.” Sanat camiası ve medya onu takip ediyor. Kim mi o? “Herkes benden etkilensin ama adım kullanılmasın”diyor. Ben de etkilenen biri olarak adını kullanmıyorum Kübra
İslam dinini en ince ayrıntısına kadar doğru anlatmak. Daha derin bir ifedeyle ve kendi deyişiyle ‘tebliğ’ etmek Nihat Hatipoğlu’nun yaptığı. Biri böyle büyük bir sorumluluğu üstleniyor ve çevresine yüzlerce insan topluyorsa insanın aklına ‘hikmet bunun neresinde’ sorusu geliyor. Çünkü bu alanda ‘anlatıcı’ belki çoktur ama ‘doğru ve güzel’ anlatıcı pek azdır. Ama gördük ki güzel olanı güzelce anlatılyor. Zihnimizde oluşan soru çengellerinin cevaplarını bulmaya çalıştık. İşte size ruhları doyuran bir sahur yemeği. Afiyet olsun. Büşra
* * *
Kaç yıldır program yapıyorsunuz?
Yaklaşık on yıldır televizyon programı yapıyorum. Ama onun öncesinde de radyocuydum.
Anlatıcısınız. Maneviyat boyutu olsa da sonuçta bu bir iş. Hangi taraf daha ağır basıyor. İş mi, maneviyat mı?
Siz bir işe yalnızca maddiyatla bakarsanız sizin için iş olmaktan öteye gitmez. Ama ben bu şekilde bakmıyorum. Hayat tarzım, endişelerim, hassasiyetlerim oldukça farklı. Sonuçta bir mesajı iletmeye çalışıyoruz. Bizim için önemli olan iletirken hassasiyetlerimizin ne olduğu. Bu noktada işin maddiyat kısmı bizim için önemli değildir. Her emek sarf eden mutlaka karşılığını alacaktır. Ama önemli olan İslam’ı anlatıp bunu hayata aktaran kişilerin hedeflerinin ne olduğu.
Hedef ne peki?
İnsan kazanmak ve daha çok insana bir şey iletebilmek. Bunun maddi bir karşılığının olması mümkün değildir ki. Trilyonlar versinler yaptığınız ‘şer’ bir iş olsa bunun hiç bir anlamı yok. Önemli olan vicdanınızın rahat olması. Mesela; size bir dünya verseler ve inanmadığınız şeyleri anlatın deseler o dünyaya bakmazsınız bile. Çünkü inancınız ve imanınız ile çelişiyor. Ben dinin doğru anlatılmasını ve iletilmesini istiyorum. Çok konuşulmasını değil doğru şeylerin konuşulmasını sağlamak.
Çok izlenen bir isim olmak… Bunun siz de karşılığı nedir?
“Doğru olanı ileten bir hoca” olmak benim için çok şey ifade ediyor. İnsanlara birlik ve beraberliği aşılayan biri olmak benim ilk tercihimdir.
Bu yüzden mi anlatıcı oldunuz?
Elbette. Benim televizyon programlarım ertesi gün internette de yayımlanıyor. İnsanlar bunu çoğaltıyorlar, menfaat sağlayan da oluyor ama onu alıp dinleyip, öğrenmek isteyen de. Ben bir çok korsan kasetime, kitabıma imza attım. Ama sorgulamadım.
KORSAN CD’LERİMİ İMZALIYORUM
Neden?
Korsan yayıncılığın yanında değilim ve tamamen karşıyım. Ama benim durumum daha farklı, bir kişi bile programımı izliyor ya da kitabımı okuyup etkileniyorsa bu çok olumlu birşeydir. Bu yüzden önüme korsan CD geldiğinde “niye getirdiniz?” diye sormam. Bir insana fayda sağlayacaksa imzalarım. Benim CD’lerimi çoğaltıp benden helallik isteyen yüzlerce insan olmuştur. Hiçbirine “Helal etmiyorum” demedim. Hatta bundan dolayıda CD’lerimi çıkartan firmayla da sorun yaşadım.
Doğal…
Serzenişte bulunmışlardır. Çünkü ben bunları radyoda da söylüyorum. Lütfen bunları çoğaltın ve dağıtın diyorum.
Dersinize iyi çalışıyor musunuz?
Tabi. Mesela; Umreye gittim ve dört günüm kitapçılar da geçti. Kendinizi yenilemek zorundasınız ve yeni çıkan kitapları takip etmeniz gerekiyor. Siz anlattıklarınıza aşık olmalısınız ve dahası bunu birebir yaşamanız gerekir. Onu özümseyemezseniz iki saat o kadar konuyu anlatmanız mümkün değil. Öyle olursa ne size bakan birşey anlar ne de siz izleyenlerden birşey anlarsınız. Bu sayede konferansa gittiğimde, onbin kişilik salona yirmi bin kişi geliyor.
Sizce niye geliyorlar?
İyi şeyler hissetikleri için. Çünkü işlerini bırakıp geliyorlar.
Anlatıcı olmak ağır yük ve büyük bir sorumluluk. Bu sizi ürkütmüyor mu? Nasıl başa çıkıyorsunuz nefsinizle, kendinizle?
Hayır ürkütmüyor. Ama toplumdan beklentileriniz varsa ürkütür.
Nasıl bir beklenti?
Siyasi bekleti, rant sağlama ve kitleleşme olabilir. Bu tür endişeleriniz varsa olur. Peygambere düşen tebliğdir. Bütün insanlığı o tebliğin davet sahnesi gibi görmektir. Ekranda konuştuğumda şunu biliyorum, dokuz yaşında bir kız, doksan yaşındaki nine işini bırakmış beni izliyor. Peygamberimizle ilgili hangi güzelliği sunabilirim insanlara nasıl ulaşabilirim onu düşünüyorum. Bunu yaparken samimi olduğuma inanıyorum. Başıma silah dayasalar inanmadığım şeyi söyletemezler.
Peki size göre en büyük ödül nedir?
Üç saat önce uçakta giderken, beni gören herkes kardeşini görmüş gibi seviniyor. Mesela; yanıma yaşlı bir kadın geldi. Umreye gidecekmiş benden helallik istiyor. Yirmi gündür benden helallik istemeyi düşünüyormuş ve Allah bizi uçakta karşılaştırdı. Ben de teyzeye “sen bize dua et” dedim. Diğer taraftan ise “Kocam beni hergün dövüyordu. Sizi dinledikten sonra vazgeçti” diyen o kadar çok kadın var ki. İnsanlar sizin için dua ediyor. Bu büyük bir ödül.
Siz bu ilginin sonucunda kendiniz için ne istiyorsunuz?
İmamı Şafi’nin bir sözü vardır. “İsterim ki bütün kainat benden etkilensin ama adımı kullanmasınlar.” Herkesin benden birşey öğrenmesini, doğrularını netleştirmesini, yanlışları varsa düzeltmesini istiyorum. Ama “Hocam sen benim önderimsin” diyen bir kişinin bile çıkmasını istemiyorum. İlim alsınlar ve yanımda olsunlar sadece bunu isterim. “Yarabbi beni dünya ve ahirette korktuklarımdan emin eyle. Ahirette benim hayırlı bildiğim ve senin de hayırlı bildiğin ne varsa nasip et” diyorum.
Peki birgün anlatıcı olmayı planlamış mıydınız?
Hiç öyle bir hesabım olmadı. Ama tabiki şöyle bir hedefim vardı; Her evde peygamberimin adı anılsın isterdim. Yıllar önce Hz. Muhammed’in adını duyduğumda ağlamıştım. Ne güzel peygamberimden bahsediyorlar diye. Bu muhabbet önceden beri vardı.
İSLAM’IN MODASI GEÇMEZ
Sizi diğerlerinden farkınız ne? Anlatış tarzı mı yoksa anlatılanlar mı?
Anlatılanların bereketi olduğunu düşünüyorum. Bu işin benimle ilgili olduğuna da inanmıyorum. Bunun hayat tarzımızla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ben hep şunu söylüyorum. Hepimizin günahı var. Ama anlattığım her şeye iman ederek anlatıyorum.
Medya rayting olaylarında çok kuralcı davranmaz. Size programınızın formatı konusunda hiç mi müdehale etmediler?
Hayır. Ben dört yıldır Star’da program yapıyorum. Star yönetimiyle hiçbir zaman böyle bir endişe yaşamadık. Kontrolü hep benim elime bıraktılar. Hiç bir noktasına müdahale etmeyen bir ekiple çalışıyorum.
Rayting aldığı için olabilir mi?
Her zaman rayting almayabilirsiniz. Bu güvenle ilgili. Benim yapıp yapmayacaklarımı bildikleri için böyle. Şunu biliyorlar;”Nihat hoca konuşurken dini din için anlatır.” Bu doğru. Şunu da biliyorlar ki “Hoca siyasi göndermelerde bulunmaz. Ama yanlış yapan politikacı da, din adamı da olsa yanlışı söyler”. Birilerini suçlamak için değil, o yanlışın ortadan kalması için. Bir çocuk belediyenin açtığı bir çukura düşüp öldüğü zaman o gece bütün hissiyatımla konuşmuş ve çok ağır kelimeler sarf etmişimdir. Bir ilahiyatçı yalnış yaptığında da bunu net söylerim.
Peki anlattığınz şeyleri “Ben ne kadar yapabiliyorum” diye sorguluyor musunuz?
Ben bugün sabah namazını kaçırmış olsaydım ve bugünkü programımda namaz konusu olsaydı sabah namazından bahsetmezdim. O gün birinin gıybetini yapmışsam sohbet konusu olarak gıybeti işlemezdim ya da şöyle derdim; “Hepimiz gıybet yapıyoruz Allah bizi affetsin” derdim. Kendimi de o günaha ortak ederdim. Eve döndüğümde başımı yastığa rahat koyarım.
Kendinize ettiğiniz dua nedir?
“Yarabbi! Samimi oldukça beni konuştur, samimiyetimi kaybettiğimde ise elimdeki tüm imkanları al”. Bu duayı yaparken hem insanları hemde kendimi düşünüyorum. Çünkü yalnış bir insanın doğru birşey anlatması uygun değil. İnanmadığım şeyleri söylersem yarın birgün Allah’ın huzuruna nasıl çıkacağım.
Farklı kesimlerden birçok kişiye ulaşıyorsunuz. Kimler izliyor sizi?
Medya ve sanat camiasından, hiç tahmin edemiyeceğiniz insanlar arayıp “Namaza başladım” ya da “İslam dini hakkındaki düşüncelerim” değişti diyenler var. Eğer siz peygamber ve İslamı eksik tanımışsanız bunda hepimizin günahı var. İki kutup oluştu ve insanlar arasında o bağ sağlanamadı. O yüzden birbirine düşman olan kitleler oluştu bu ülkede. Belki de benim anlattıklarım o insanların rahatlamısını sağlamıştır.
O yüzden mi Hürriyet gazetesinde yazıyor kitabınızı Doğan Kitap’tan çıkarıyorsunuz?
Evet. Çünkü daha farklı ve daha fazla kitleye ulaşmış oluyorum. Benim kitaplarım birçok farklı yayın evinden de çıktı. Ama Doğan Kitap’tan çıkması başka bir birliktelik oldu.
Kendinizi konumlandırdığınız yer neresi?
Kur’an’ın Hz. Peygamber’i tanımlayan bir ifadesi de şu; “Sen Allah’ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın dağılıp giderlerdi.” Peygamberimizin en baskın özelliği budur. İçki içen birisini dövmeye kalktıklarında Peygamber Efendimiz “O Allah ve Resülü’nü sever” diyor. Bunları okudukça bunun dışında bir Müslüman olmam mümkün değil ki. Ben anladığım ve iman ettiğim dini anlatıyorum. Bu din markası geçmez ve zaman aşımına uğramayan bir dindir.
Din anlatılsa da doğru mesaj verilmiyor diyebilirmiyiz?
Benim böyle birşey söylemem mümkün değil. Ama bu benim uslubum ve anlatımımın doğru olduğuna inanıyorum. Herkesin karakteri farklı. Hallacı Mansur ancak Hallac gibi görünebilir. Ondan İmamı Şafi olmasını bekleyemezsiniz. Belki İslam tümünün bir araya gelmiş halidir. İslam; Peygamber Efendimiz’in yaşadığı hayattır.
Ramazan’da üç saat uyuyorum
Ramazan geldi. Bu defa ne anlatacaksınız?
Benim sahurda da iftarda da konuşacaklarım kurgulu değildir. Dualar vardır sadece onları sabit olarak veririz. Bunun dışında bütün anlatımlar doğaçlamadır. Mesela; kabir alemini anlatıyorumdur ama Resullah konusu açıldığında farkında olmadan yarım saat konuşurum.
Siz Ramazan ayında insanlara en çok neyi anlatmak istersiniz?
Ben sadece iftar yapan ve sahura kalkan kardeşlerimize değil, oruçla ramazanla ilgilenmeyen insanlara da anlatıyorum. Programlarım Ramazan’a ve oruca endeksli değildir. Onları ilk günler anlatır ve bitiririm. Ramazanda herkesin arınmaya ihtiyacı var. Ben inanıyorum ki iftar vaktinde hiç oruçla ilgisi olmayan insanlarda beni izleyecek.
Yaptığınız işi ibadet olarak görüyor musunuz?
Tabiki ibadet. Bir Müslümanın kendi dini hakkındaki bir yanlışını eğer değiştirebilirsem bu en büyük ibadettir. Ramazan’da günde üç saat uyuyorum. Ellibeş yaşındayım ve buna tahammül ediyorum. Yaptığım işin mutluluğu bu. Ben izleyenlerimden ve okuyucularımdan yalnızca dua istiyorum.
Yeni Şafak
Yorum yapın
Eylül 2, 2008 1:34 pm (Nihat Hatipoğlu Yazıları)
Tags: abdest, abdurrahman önül, Allah, Allah dostları, ashab, çağrı, boy abdesti, cami, camii, cehennem, cennet, dabbet’ül arz, dini duvarkağıdı, dini e-kitap, dini film, Dini Haber, dini hikaye, dini kıssa, dini program, dini resimler, dini video, dini yazı, dosta doğru, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, evliya, evliyalar, fazilet, fitre, hadis, hikaye, hutbe, hz.muhammed, ibadethane, ilahi, ilmihal, islam, islam büyükleri, islam tarihi, islami film, islami isimler, islami program, islami video, islami yazı, islamic, islamic font, islamic wallpaper, islamiyet, kadir, kadir gecesi, kandil, kuran, kuran öğrenme, kuran meali, kuran-ı kerim öğretim programı, kuranı kerim, kutsal emanetler, mübarek, mübarek gün ve geceler, Müslümanlık, meal, melek, mosque, Muhammed, musluman, namaz, namaz hocası, nebi, nihat, Nihat Hatipoglu, on bir ayın sultanı, oruç, Peygamberimiz, peygamberler tarihi, Ramazan, regaip, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, savaş, sünnet, siyer, tefsir, tevekkül, veda hutbesi, yasin, yusuf, yusuf islam, zühd, zebani, zekat, şaban

Cehennemden Allah’a sığınırım
Abdullah ibni Ömer (r.a) anlatıyor:
Peygamber Efendimiz zamanında, Sahabeden biri bir rüya gördüğünde mutlaka onu Rasûl-i Ekrem’e anlatırdı. Ben de buna imrenir içimden kendime şöyle derdim:
“Keşke ben de bir rüya görsem ve Resûlullah’a anlatsam.”
| GÜNÜN AYETİ |
Benim Rabbim çok merhamet eden, sevgisini ve lütfunu esirgemeyendir. (Hud 11/90)
|
| GÜNÜN HADİSİ |
| İbni Abbas’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: Kardeşinle münakaşa etme, aşırı bir şekilde şakalaşma, yerine getiremeyeceğin vaadde bulunma. (Tirmizi, Birr: 58) |
| GÜNÜN DUASI |
| Uykudan uyandığında şöyle derdi:
Okunuşu: “El-hamdulillahi’l Lezi ehyana ba’de ma ematena ve ileyhi’n-nüşur.”
Anlamı: Bizi öldürdükten sonra yeniden dirilten Allah’a hamd olsun. Şüphesiz dönüş Allah’adır. |
O dönemler henüz çok gençtim, yaşım küçüktü. Bir gün mescide uyumuşken rüya gördüm. Rüyamda, iki melek beni alıp doğruca cehenneme götürdüler. Cehennem, kuyu duvarı gibi taşla örülmüştü. İki de direği vardı. Orada Kureyş kabilesinden bazı tanıdıkları gördüm be gördüğüm şeylerden korktum ve:
“Cehennemden Allah’a sığınırım
Cehennemden Allah’a sığınırım
Cehennemden Allah’a sığınırım!” diye bağırmaya başladım.
İşte o sırada onların yanına başka bir melek geldi, ve bana “Korkma!” dedi. Bir de elimde kalın ipek kumaş parçası gibi bir şey vardı. Onunla cennetin neresine işaret etsem, oraya doğru uçuyordum.
Bu rüyamı Peygamber Efendimizin eşi Hafsa ablama anlattım O da Rasûl-i Ekrem Efendimize söyledi.
Bunun üzerine Allah’ın Resûlü:
“Abdullah ne iyi adam! Keşke bir de gece namazı kılsa!” buyurdu.
Abdullah ibni Ömer’in oğlu Salim şöyle dedi:
“O günden sonra babam, geceleri pek az uyur; hep ibadet ederdi.”
Yorum yapın
Eylül 2, 2008 1:32 pm (Nihat Hatipoğlu Yazıları)
Tags: abdest, abdurrahman önül, Allah, Allah dostları, ashab, çağrı, boy abdesti, cami, camii, cehennem, cennet, dabbet’ül arz, dini duvarkağıdı, dini e-kitap, dini film, Dini Haber, dini hikaye, dini kıssa, dini program, dini resimler, dini video, dini yazı, dosta doğru, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, evliya, evliyalar, fazilet, fitre, hadis, hikaye, hutbe, hz.muhammed, ibadethane, ilahi, ilmihal, islam, islam büyükleri, islam tarihi, islami film, islami isimler, islami program, islami video, islami yazı, islamic, islamic font, islamic wallpaper, islamiyet, kadir, kadir gecesi, kandil, kuran, kuran öğrenme, kuran meali, kuran-ı kerim öğretim programı, kuranı kerim, kutsal emanetler, mübarek, mübarek gün ve geceler, Müslümanlık, meal, melek, mosque, Muhammed, musluman, namaz, namaz hocası, nebi, nihat, Nihat Hatipoglu, on bir ayın sultanı, oruç, Peygamberimiz, peygamberler tarihi, Ramazan, regaip, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, savaş, sünnet, siyer, tefsir, tevekkül, veda hutbesi, yasin, yusuf, yusuf islam, zühd, zebani, zekat, şaban

Hayır Osman! Ruhbanlık yoktur
Rasûlullah (s.a.v) bir gün dostlarına kıyametten bahsetmişti. Onlar da çok duygulanıp ağladılar. Sonra içlerinden on kişi Osman Bin Maz’ûn’un evinde toplandı. Aralarında Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali de vardı.
Yaptıkları istişáre neticesinde, bundan böyle dünyadan el etek çekmeye, gündüzleri oruçla, gecelerini de sabaha kadar ibádetle geçirmeye, et yememeye, kadınlara yaklaşmamaya, güzel koku sürünmemeye ve yeryüzünde gezip dolaşmamaya karar verdiler. Bu haber Peygamber Efendimiz’e ulaşınca, kalkıp Osman Bin Maz’ûn’un evine gitti fakat kendisini evde bulamadı. Hanımına, Osman ve arkadaşlarının kendisine gelmeleri için haber bıraktı. Onlar da Peygamber Efendimiz’in huzuruna çıktılar. Efendimiz, karar aldıkları hususları kendilerine sayarak:
- “Bu konularda ortak karar almışsınız, öyle mi?” dedi
Onlar:
- “Evet ey Allah’ın Resulü bizim böyle bir karar almakta hayırdan başka bir gayemiz yoktur” dediler. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v):
-”Şüphesiz ki ben bunlara emrolunmuş değilim. Bu doğru değil. Elbette sizin üzerinizde nefislerinizin hakkı vardır. Bazen oruç tutun, bazen tutmayın. Gece hem ibadet edin hem uyuyun. Ben hem ibádet ederim hem de uyurum. Oruç tuttuğum günlerde olur. Tutmadığım günlerde. Et yediğim gibi hanımlarımla beraber olurum. Kim benim Sünnet’imden yüz çevirirse benden değildirÖ” (Vahidi, s. 207-208; Ali el-Kárî, el-Mirkát, , 182-183)
Peygamberimiz Sahabeyi hayatın içine çekecektir bu tavrıyla.
Hz. Ebû Bekir, dini yaşama husûsunda büyük bir azim ve gayrete sahipti. Bazı arkadaşlarıyla, Allah Rasûlü (s.a.v) gibi olmadıkları gerekçesiyle daha fazla ibadet etmeleri gerektiğini düşünmüşlerdi. Ancak peygamberimiz ruhbanlığa müsaade etmeyerek, ashábından kendi Sünnet’ini takip etmelerini istedi.
İnsanların içinde öylesi vardır ki herhangi bir bilgisi, rehberi veya aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışmaya kalkar.
(Hacc 22/8)
Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: Olgun mümin ahlakı en güzel olandır.
Ahlak bakımından en iyi olanınız da aile fertlerine en iyi davrananızdır.
(Ebu Davud, Sünnet: 14; Tirmizi, İman: 6)
Yatağından kalktığında şöyle buyururdu:
(Okunuşu) “Rebbiğfir ve’r-ham vehdi Li’s-sebili’l Akvam.”
(Anlamı) “Rabbim bağışla, merhamet et ve en doğru yola ilet.”
Ayet, hadis, dua nedir?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesine göre;
Ayet: Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.
Hadis: Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.
Dua: Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.
Yorum yapın
Eylül 2, 2008 1:22 pm (Nihat Hatipoğlu Yazıları)
Tags: abdest, abdurrahman önül, Allah, Allah dostları, ashab, çağrı, boy abdesti, cami, camii, cehennem, cennet, dabbet’ül arz, dini duvarkağıdı, dini e-kitap, dini film, Dini Haber, dini hikaye, dini kıssa, dini program, dini resimler, dini video, dini yazı, dosta doğru, esma-ül hünsa, esmaül hünsa, evliya, evliyalar, fazilet, fitre, hadis, hikaye, hutbe, hz.muhammed, ibadethane, ilahi, ilmihal, islam, islam büyükleri, islam tarihi, islami film, islami isimler, islami program, islami video, islami yazı, islamic, islamic font, islamic wallpaper, islamiyet, kadir, kadir gecesi, kandil, kuran, kuran öğrenme, kuran meali, kuran-ı kerim öğretim programı, kuranı kerim, kutsal emanetler, mübarek, mübarek gün ve geceler, Müslümanlık, meal, melek, mosque, Muhammed, musluman, namaz, namaz hocası, nebi, nihat, Nihat Hatipoglu, on bir ayın sultanı, oruç, Peygamberimiz, peygamberler tarihi, Ramazan, regaip, sahabe, Sahâbe-i kirâm, sami, sami yusuf, savaş, sünnet, siyer, tefsir, tevekkül, veda hutbesi, yasin, yusuf, yusuf islam, zühd, zebani, zekat, şaban

‘Seni özlemiştik ey ramazan’
SABAHIN erken saatinde önünüze bırakılan telefon faturası canınızı sıkmıştır. İki gün önce gelen elektrik faturası da yabana atılır gibi değildi.
Aslında birkaç gün sonra açılacak okulların getireceği masraf da yavaştan kendini hissettirmeye başladı. Kira, taksitler, ufak tefek sıkıntılar ve daha nice baş ağrıtıcı teferruat.
Hayat böyle geçip gidiyor; bazen sıkıcı, bazen renkli. Bazen hüzün, bazen sevinç dolu. Bazen sessiz, bazen gürültülü. Aslında çoğumuz hayatımızı bu rutin olaylara teslim ediyoruz. Belirleyici olamıyoruz.
Bu gidişatın savunmasını da hazırlamışız kendimizce: “Kader böyle, ne yapayım.” Böyle deriz. Ama kader böyle değil aslında, kaderi çizen insanların kendisidir, insanların tercihidir.
* * *
Kaderi yazan Yüce Rab, kulları kendi iradeleriyle yapacaklarını bildiği için öyle yazmıştır. Yoksa O, yazdığı için biz öyle yapıyor değiliz. Yani kul seçiyor, Allah yaratıyor.
Bundan dolayı da yaptıklarımızdan, kaderimizden, eylemlerimizden sorumlu oluyoruz zaten. Yoksa Allah kaderimize yazdı diye günah işleyecek olsaydık -kaderi böyle yanlış anlayacaksak- o zaman günahlarımızdan sorumlu tutulmazdık ki!
Hem yüce Allah bizi zorlayacak hem de sorumlu tutacak? Böyle bir şey mümkün değildir elbette.
Birkaç gün sonra “kaderimizi” güzelliklerle dolduracak bir fırsat dönemine giriyoruz. Ramazan ayı bütün bereketi, güzelliği, rahmeti, affı ve güler yüzüyle evlerimize konuk olacak.
Havalar sıcak, yazın son günlerinden tam sıyrılamadan ramazanla yüzleşeceğiz. Zor olacak belki. Özellikle de yoğun şekilde çalışacaklar için. Ama büyük nimetler ve rahmetler zorluktan sonra nasip oluyor değil mi?
Sınanacağız. Belki bir kısmınız iyi başlayacak ama iyi götüremeyecek. Belki zaman zaman sinirlerimiz gerilecek. Her ne kadar bu ayda şeytanlar zincirlenip kontrol altında tutulsa da varlıklarını hissedebileceğiz.
Bu mübarek mevsimde sıhhati yerinde olanlar oruç tutmaya gayret etmeliler. Namazlarını aksatmamalılar. İftarda imkán elverdiğince fakirleri, yoksulları, çocukları, yaşlıları sofralarına konuk etmeliler.
Teravih namazları bu ayın en güzel ibadetlerindendir. Farz veya vacip olmamasına rağmen Müslümanların ibadet hayatında önemli bir yer tutmaktadır teravih namazı. Camiler teravihle, salat ve selamlarla daha da güzelleşecek.
Sahurlara kalkmaya çalışmalıyız. Gecenin bereketi sahurla tamamlanır. Sahur vakti, sabaha en yakın andır ki, meleklerin amin demek için fırsat kolladıkları dakikalardır seher vakitleri.
Bu anda Kuran’la ahdimizi, yakınlığımızı yineleyelim. Kutsal vahyi meal ve tefsirinden okuyalım. Rabbimizin bizden ne istediğini daha iyi anlayalım.
* * *
Ramazan boyunca daha nazik olalım. Patronumuzdan fabrikatörümüze, politikacımızdan gazetecimize, işçimizden memurumuza kadar herkes birbirine daha da iyi ve anlayışlı olmalı bu ayda. Daha sevecen olmalı.
İmkánı olan işverenler işçisine, çalışanına ramazan hediyesi olarak biraz daha fazla yardım edebilse keşke. Lüks otellerde değil, yoksulların yanında iftarımızı açabilsek keşke. Birbirimizi gördüğümüzde gülümseyebilsek keşke.
Göreceksiniz, ramazanda her şey daha da güzel olacak. İnanıyorum ki, suçlar daha da azalacak. Birbirimizin hata ve günahını daha az göreceğiz. Birbirimize daha da merhametli olacağız. Unutmayalım ki, yaratılanlar birbirlerine merhametle muamele ederlerse Allah da onlara merhamet eder.
NOT: Sevgili okuyucularım. Ramazan ayı boyunca “iftar” ve “sahur” programlarında “Star TV’de” olacağım. Her akşam iftar için saat 17.30′da, sahur için ise 03.00-05.00 arasında sizlerle birlikte olacağız.
SORALIM ÖĞRENELİM
Nişanı bozmanın dinen sakıncası var mı?
Leyla ŞİMŞEK MARDİN
Nişan, söz anlamındadır. İki tarafın ileride evleneceklerini etrafa ilan etmeleri demektir. Çok önemli bir gerekçe olmadan nişanı bozmak sakıncalıdır. Zira nişanın bozulmasından iki taraf da mağdur olur. Özellikle kız çocuğunun mağduriyeti daha da çok olmaktadır.
Ramazan ayı geliyor. Altı aylık hamileyim. Zorlanacağım. Oruç tutmak zorunda mıyım?
Zeliha YURT/MANİSA
Hamile olan hanımlar doktorlarıyla görüşmeliler. Doktor oruç tutmayı sakıncalı görüyorsa daha sonra kaza etmek koşuluyla oruç tutmayabilirler. Doktorun yanı sıra siz de kendi durumunuzu bilebilirsiniz. Gücünüz yetmeyecekse orucu erteleyiniz.
TV’den hatim dinleyince kabul olur mu?
Salih DOĞAN SAMSUN
TV veya radyodan hatim dinleyince dinleme sevabı alırsınız. Ama siz de içinizden tekrar ederseniz okunanı, okuma sevabı da alırsınız.
Yorum yapın
« Daha eski yazılar